| Açılış Sayfası Yap | | | (ctrl+D) Favorilere Ekle |
Makale
Nasıl Bir Sevgi
Sevgi insanın en derin ve en yoğun olarak hissedebildiği duygulardan biridir. Aynı zamanda da Allah'ın dünya hayatında yarattığı en güzel, en büyük nimetlerdendir. Insan Allah'ın yarattığı maddi manevi tüm nimetlerden çok büyük zevk alır, güzel bir manzara, güzel bir ev, etkileyici bir müzik, estetik hazırlanmış bir sofra, bunların hepsi insan ruhunda büyük bir coşkuya neden olur. Ancak hiçbiri sevgiden alınan zevklerin yerini tutmaz.
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 525 okuma
Kendinizi Tanımadan İyi Bir Eş Olamazsınız!
Evlenmeye karar verdiğinizde, karşınızdakinin uygun kişi olup olmadığını anlamak için öncelikle kendinizi tanımanız gerekiyor. Nasıl bir kişiliğiniz olduğunu, ihtiyaçlarınızı, evlilikten beklentilerinizi, hayat görüşünüzü ve ahlaki değerlerinizi tespit etmeniz, karar verirken işinizi kolaylaştıracaktır. Kendini tanıdıktan sonra, kişinin evlenmeyi düşündüğü insana da olduğu gibi görünmesi gerekir.
AYNI İNANCA SAHİP OLMAK UYUM ANLAMINA GELMİYOR
Genellikle eşler birbirini tanımadan, biyolojik ve maddi yeterliliğe göre veya yine bu kriterlere önem veren tanıdıklarının tavsiyesine göre karar veriyor. İnancın kişiliğe getirdiği olumlu özellikler o kişinin sahip olduğu özelliklerle orantılı. Yani aynı inanca sahip olmak evlilikte mutlak bir uyumu sağlamayabiliyor.
- 1 yorum
- Devamını oku
- 859 okuma
Evlilikte Mutluluğu Ebedi Kılmak İçin...
Çok büyük aşklarla ve umutlarla başlayan evliliklerde bile, ilk zamanlardaki coşku bir süre sonra yerini monotonluğa bırakır. Bunu önlemenin en önemli yollarından biri ise çiftlerden her birinin, birbirinden bağımsız hayatları olduğunu kabul etmeleridir. Kendi hayatınızı ihmal etmeyin.
Evliliklerde çiftler bazen etraflarında başka insanlar, aktiviteler vb. olduğunu unuturlar ve sadece birbirlerine odaklanırlar. Bu anlaşılır bir durum olmakla birlikte dışarıya açılan bir pencereniz olmazsa bir süre sonra birbirinizi boğabilirsiniz.
Bir birey olarak değerinizin farkına varın ve ondan bağımsız aktivitelerde de bulunun. Böylece hem kendinizi iyi hissedersiniz hem de evliliğiniz sıkıcı hale gelmez.
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 687 okuma
Zarafet
“Zarafet kelimesinin içini doldurabilecek özellikler nelerdir? Acaba hiç düşündünüz mü, zarif insan kime denir?
Zarif kelimesi zarf kelimesi ile aynı köktendir. Zarf, “içine bir şey konulan kap” anlamını taşır. Mektup zarfı gibi. O halde zarif insan da, “içinde latif ve hoş şeyler bulunan kişi” anlamına gelecektir. Soru şu: Zarafetin içini dolduran bu latif ve hoş şeyler acaba nelerdir?!..
Zarif olmanın ilk şartı hiç şüphesiz nazik olmaktır. Nazik olmanın ilk şartı da hatayı kendinde aramak. Konfüçyüs, insaniyeti tanımlarken “Kendine hakim olmak ve nezaketli olmak.” der. Bu bir bakıma zarafetin de tanımıdır. Çünki zarif kişi hiç kimseye zararı dokunmayan, bilakis kendisinden çevresine güzellik ve iyilik yansıyan kişidir. Zarafeti olmayan, nezaketle terbiye edilmeyen bütün varlıklar, gitgide canavarlaşır. O halde zarafet haddi aşmamak da demektir. Haddi aşan her şey çevresine zarar verir çünki.
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 646 okuma
ACILARIN AÇTIĞI
Gurbet gömlek gömlek… Yalnızlık katmer katmer… Avuç içleri açıkta, yürek yağmalanıyor… Gönül hüzünle örtülü…
Yalnızlık denizinde yüzmeyi bilmiyorsan, öğrenmekten başka çaren var mı? Yakın kim? Sevgili ne kadar sayar? Aşk ne işe yarar?
Kalp kaynamadan hikmet taamları nasıl pişer? Öyle acı ateşler vardır ki ancak kalp bilir tadını. Kim nasıl tarif edebilir onu? Kelimeler kaybolur, sözler sükût eder, sazlar kırılır acıdan…
Sen varsındır, bir de senle beraber kederin… Kelimesiz ve sessiz konuşursun kederinle… Kimse duymaz, kimse görmez seni… Gecenin koynunda iniltilerle inliyorsundur…
- 1 yorum
- Devamını oku
- 557 okuma
Romantik Kıskançlık
İlişkinin Tuzu Biberi Olarak Görebileceğimiz Tutku' nun reçetesi mi ?
İlişkiyi Gitgide Yokoluşa Sürükleyen Bir Virüs mü ?
- 1 yorum
- Devamını oku
- 2787 okuma
EVLENMEK Mİ, AİLE KURMAK MI?
EN BÜYÜK SAVAŞLAR nerede oluyor? Irak’ta mı, Filistin’de mi? En büyük incinmeler nerede yaşanıyor? Atılan bir kurşunda mı? Yıkılan bir evin altında kalmakta mı?
En büyük mutluluklar nerede yaşanıyor? İnsanın cenneti neresi? Bir tatil diyarı mı? İş yerlerinde geçirilen zamanlar mı? Sessiz bir orman mı?
- 1 yorum
- Devamını oku
- 1511 okuma
Aşk Asla Yetmez
BİR İŞİN GEREK şartı aynı zamanda yeter şart olmadığı gibi, parça da bütün değildir. Gelin görün ki, insanoğlu çoğu kez gerek şartı yeter şart zanneder ve çoğunlukla parçayı bütünle özdeşleştirir. Zira, bir iş gerek şart olmaksızın gerçekleşmez ve bir bütün parça tamam olmadan bütün olmaz. Ve bu durum, dikkatlerin kendisi olmadan sonucun gerçekleşmediği 'gerek şart' ile kendisi olmadan bütünün yarım kaldığı 'parça' üzerinde yoğunlaştırır.
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 160 okuma
Kalp Kabı Kırılınca...
PAPAZA KIZIP ORUÇ bozulmaz, der atasözü. Lâkin yanında aynı safta namaza durup ha bire dirseğiyle itekleyip durursa biri, dönüp bir şey desen namazın bozulacak, cemaati kaçıracaksan, bir şey demesen huşû ve huzurun elden gidiyorsa, en önemlisi de onun kendisinin de namaz kılıyor olmaktayken kendi huzuru bozuk haline bir anlam veremezsen… Namazıyla ilgilenmek yerine seninle uğraşmayı görev edinmiş, sen de onun seninle uğraşmaları sebebiyle ister istemez her dürtmesinde onunla uğraşır hale gelmişsen şaşkın vaziyette ve kendi namazınla ilgilenemez olmuşsan…
- 2 yorum
- Devamını oku
- 251 okuma
"Aşk insana yetmez"
İNSANINTEMELACILARINI konu alan bir kitap dizisini yıllar önce tasarladığını biliyorum. Bu dizi nasıl bir roman projesine dönüştü ve neden ‘İnsanın Temel Acıları’ üstbaşlığını taşıyacak olan bu ‘nehir roman’ların ilki aşka dair oldu. Aşkı ‘insanın temel acıları’ arasında, hem de ilk sırada ele alman, çoklarına biraz garip gelecektir de...
Şimdişurası bir gerçek ki, bu hayat kolay bir hayat değil. Bize verilen, hemen yanıbaşımızdaki varoluşumuzun anlam ve önemi çözülmediğinde ise, yaşamak dayanılmaz hale geliyor. Birçok psikiyatrik sorunun insanların çok değişik derecelerde yaşadığı varoluşsal kriz halinden doğduğu kanaatindeyim.
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 188 okuma
Aşkın Ölümü
Gitgide daha fazla insanın dünyasında aşkın öldüğü bir zamanda yaşıyoruz.
Kimileri, şehvetle aşkı karıştırıyorlar. Karşıdakini bir ‘insan’ olmaktan ziyade,
bir beden, hatta elde edilecek bir ‘av’ olarak görenler zuhur ediyor.
Bu ise, aşkı öldürüyor. Çünkü aşk ruhların beraberliğidir;
bedenlerin değil...
...
Hayatım boyu, ‘duygusal’ biri olmayı beceremedim. Bir ‘çocukluk aşkım’ olmadı meselâ. İlkgençlik yıllarım boyunca da, ne zaman kendimi ‘âşık oluyor gibi’ hissetsem, bunun bir ‘gibi’den ibaret olduğuna inandırdım kendimi. Aşk denilen şey öyle ‘-miş gibi hissederek’ gerçekleşen bir duyguysa çok temelsiz olmalıydı. Yok eğer aşk çok esaslı bir duyguysa, aşk, kendini ‘âşık oluyor gibi’ hissetmekten son derece farklı olmalıydı. Etrafıma baktığımda, ilkokul, ortaokul veya lisede âşık olduğu—yani, benim anlayışımca, âşık olduğunu düşündüğü—biriyle evlenmiş hiç kimse yoktu. Ama okul yıllarını ‘âşık oldum’ sarhoşluğuyla boşlayıp, hayatının ilerleyen yıllarında boşa kürek sallayan çoktu.
- 2 yorum
- Devamını oku
- 263 okuma
Çocuk bilgisayar kıskacında
Günümüzde, gelişen teknolojinin en önemli yansımalarından birisi olan bilgisayar hızlı bir şekilde yaygınlaşıyor. Bu yayılmanın günlük hayatımızdaki etkisini özellikle bilgisayarın evlerimize girmesiyle daha da yoğun hissediyoruz. Bu süreci 80’li yıllardaki televizyonlaşma furyasına benzetebiliriz.
Nasıl ki televizyonun faydaları olduğu gibi zararları da varsa bilgisayar da doğru kullanımla bir çok faydalar sağlayabilecek bir alet iken yanlış kullanımı, ne yazık ki, sorunlara yol açabilmektedir.
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 595 okuma
EŞİNİZE ÖZEL ALAN BIRAKIN
Evlenen insanlar, eşlerinin kendilerinden tamamen ayrı şartlarda, ayrı değer ölçüleriyle yetiştiğini bilmeliler. Bu sebeple uyduğumuz ve mutlaka uyulması gerektiğini düşündüğümüz değer ölçüleri için eşimize biraz esnek bir alan bırakmalıyız. Çünkü onun da bize göre çok farklı değişmez değerleri bulunabilir.
Bildiğiniz gibi insan bir günde yetişmiyor. Yılların emeğiyle hazırlanan insan binasını öyle kolay kolay değiştiremeyiz. Bu arada, evlendiğimiz insanı bizim değerlerimizi onaylasın ve bundan başka bir talebi, farklı düşünce biçimleri de olmasın diye alıp almadığımızı, eğer böyle yapmışsak haklı olup olmadığımızı, haklı isek hangi hususlarda haklı olduğumuzu bir kere daha düşünmeliyiz.
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 723 okuma
Sen Aslında Sevmeye Hasretsin
İİçinde yaşadığımız karmaşık hayattan sıyrılıp, kısa bir an rahatlamak, başımızı dinlemek isteriz. Her insanın zaman zaman hissettiği bir duygudur bu. Kazandığımız paralar, edindiğimiz varlıklar, sürekli ilişki halinde bulunduğumuz insanlar, sahip olduğumuz makamlar, zaman gelir gözümüzde hiç olur. Bu varlığını hissettiğimiz, havasını soluduğumuz yaşama tarzından bir başka ifadeyle içinde öğütüldüğümüz çarklardan kurtulmayı düşleriz. Her insan böyle şeyler düşünmesine rağmen, bunun nasıl olacağını bilemez. Gezmeye gitse, eline olta alıp su kenarına koşsa, güncel değerlerin baskısından kurtulabilme maksadıyla kendisini spora verse, kimsenin uğraşmadığı şeylerle uğraşsa, yine de bu içini sarıp sarmalayan sıkıntıdan kurtulamaz.
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 365 okuma
YUNUSÇA SEVGİ
Açılır bağ-u bostanın,
Okunur dilde destanın.
Sen baktığın gülistanın,
Gülleri solmaz Allah’ım…
Düşünürdüm her gün, insanoğlu neden güler, neden ağlar, neden sessizdir bazı zamanlar? Sonunda buldum, sevgiymiş meğer insanı düşündüren, güldüren ve ağlatan. Kuşlar tercüman oldu bana, havayla, dağlarla ve gökyüzüyle konuşmama. Meğer şu bizim bildiğimiz sevgi, gülmekten ibaret değilmiş. Sordum onlara, peki nedir diye sevgi, işte o zaman sustular, küstüler bana. Acaba bir hata mı ettim diye düşününce, sus dediler bana, alma dediler o kelimeyi ağzına. Siz insanlar, kirlettiniz o temiz-pak hisleri, unutturdunuz geleceğe, anlamı derin sözleri. Sordum; peki nedir o kelimenin anlamı? Gökyüzü ne kadar uğraştıysa da bana anlatmaya, sıkıldı, dertlendi. Ve yine derdinden, bulutlar yağmur olup yere inmeye, denizler buharlaşıp göklere çıkmaya, dağlar da derdinden kar tutup beyaz kefeni giymeye başladı. Bunlar hep eski sevgileri anlatmaya çalışıp ta, başaramadıklarından olurmuş meğer.
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 286 okuma
ÇOCUKLARDA TOLERANS DÖNEMİ
ÇOCUKLARDA TOLERANS DÖNEMİ
(14-19) YAŞ DÖNEMİ
Bu, çocukluktan çıkılıp gençliğe ayak basıldığı bir dönemdir. Gencin ruh dünyası alabildiğine fırtınalıdır. Akıl-baliğ (ergenlik) denilen bu dönemde çocuk kişilik bunalımları yaşar. Anne babanın çocuk üzerindeki otoritesi büyük ölçüde kaybolmuştur. Genç, anne babasından bağımsızlaşma sürecine girmiştir. Davranışlarını bir grup içinde geliştireceği, grup içinde reddedilmenin ona ağır geleceği grup baskısının çok yüksek olduğu bir dönemi yaşamaktadır. Kız-erkek grupları içinde kendini kabul ettirme çabalarının, çekici görünme isteğinin de bu dönemde gencin davranışlarını etkileyeceği bilinmelidir. Genç bu dönemde, anne babasından daha üstün olanların varlığını kabul eder. Arkadaş ve çevre etkisi ağırlık kazanır.
- 4 yorum
- Devamını oku
- 877 okuma
SEVGİNİN FARKINA VARMAK
İnsanoğlunun merakı sınır tanımıyor. Yeryüzünün derinliklerini, gökyüzünün sonsuzluklarını bilmek için sürekli arıyor, araştırıyor.
Meselâ, ay yüzündeki lekelerin anlamını çözmeye çalışıyor.
Güneşteki patlamaları zamanından önce haber veriyor.
Fırtınayı, hortumu olmadan biliyor.
Depremi, vaktinden önce bilmeye çalışıyor.
Gece, gündüz, hangi gezegenin nerede, nasıl ve ne durumda bulunduğunu ilmen açıklıyor.
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 176 okuma
YENİ EVLİLERDE EŞYA PROBLEMİ
Evlenecek gençlerin nerede oturacakları, evlilik kararından önce taraflarca tespit edilmeli ve bilinmelidir.
Meselâ, erkek eğer ailesiyle birlikte oturacaksa bunu baştan söylemelidir. İki taraftan biri, yeni evlilerin kendileriyle aynı evde, aynı apartmanda, yan yana veya üst üste oturmasını istiyorlarsa bunu onlara söylemeliler. Bazı şeylerin, itiraz etmenin durumu değiştirmeyeceği noktalarda söylenerek, oldubittiye getirilmesi doğru olmaz. O anda bir şeylerin hatırına üstü örtülse bile ilk fırsatta dile getirilip, ortaya dökülecektir.
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 528 okuma
YUVA'YI KURARKEN
Yuva, çileli hayatın sıkıntılarından, ıstıraplarından bizi çekip kurtaran, şefkatli kollarında tatlı nağmeleri ile avutan, yüreğimizdeki keder tortusunu mahir elleriyle arıtan ve bizi yepyeni ümit ve cesaretlerle hayat mücadelesinin içine gönderen huzur ve diriliş ocağı değil midir?
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 1522 okuma
Çocuğunuza doğru davranış kurallarını nasıl kazandırmalısınız?
ÇOCUKLARINIZA bir doğruyu anlatmak, iyi bir davranışı kazandırmak ve güzel bir yaklaşımı göstermek için önce kendinizi, daha sonra da çocuğunuzu çok iyi tanımanız gereklidir. Eğer, öncelikle kendinizde bir eksiklik varsa bunu düzeltmelisiniz. Kendinizi düzeltemezseniz ve yeterli hale getiremezseniz, çocuğunuza kazandırmak istediğiniz doğru ve iyi davranışları da tam anlamıyla gösteremezsiniz ve ortaya koyamazsınız.
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 536 okuma
Problemli Çocuklarınızla İlişkileriniz Nasıl Olmalı?
Problemli bir çocuğa karşı şu üç davranış geliştirilmelidir: Çocuğunuzu iyi tanıyın, ona güven verin ve problemin kaynağını tespit edin. Bundan sonra çözüm çok kolay olacaktır. L. COLE
Her aile kendi çocuğuyla az çok problemler yaşar. Problemli çocuklar zamanında izlenip gerekli tedbir alınmazsa, problemler büyür, zaman zaman da hem aileyi hem de çocuğu sıkıntıya sokar.
- 3 yorum
- Devamını oku
- 1113 okuma
Ev’den Yuva’ya
Neye, nereye bakarsak bakalım, eşsiz bir ahenk ve düzen hemen dikkatimizi çeker. Kuşların, balıkların, bitkilerin, ağaçların, denizlerin, hasılı yeryüzünün birbiri arasındaki uyum bizi kendine hayran bırakır. Eğer anlamsız gayretkeşliğimiz, cahilce müdahalelerimizle yaratılmışların işine burnumuzu sokmamışsak, her şey ilahi planın mükemmelliğini, evrenin sonsuz sırrını sergiler.
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 238 okuma
Evlilik Ebedî Bir İhtiyaçtır
Aile yuvasını bir yük kabul eden, tek başına bağımsız yaşamayı mutluluk sanan bir tanıdık, eşini boşamış, iki çocuğunu bir kenara atmış ve toplumun içine dalmıştı. Bu şekilde kendisine kimse karışmayacak, özgür kalacak ve hayatın tadını çıkaracaktı.
Ama bu hayali, sandığından da çabuk yıkıldı.
- 1 yorum
- Devamını oku
- 1324 okuma
Benim annem her günün annesi
Bugün Anneler Günü, anne! Bugün unutulan anneler hatırlanacak, hediyeler verilecek, ziyaretler edilecek. Kimi çocuklar yoğun meşguliyetinden dolayı bugünü “bir telefonla” geçiştirecek. Kimileri ona da fırsat bulamayacak.
Ve bugün, bazı annelerin gözü kapıda, kulağı telefonun zilinde olacak. Bugün birçok anne mutlu olup sevinçten uçacak. Birçoğu da boşuna bekleyecek, hayal kırıklığına uğrayacak. Rengârenk çiçekler, kurdeleli hediye paketleri, “canım annem, bir tanem” sözleri sadece hayallerini süsleyecek.
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 404 okuma
“En Sevgili”yle Sevgililer Günü
Geçtiğimiz yıl Ocak ayında telefonumun ajandasını açıp 14 Şubat’a, “En Büyük Sevgiliyle Sevgililer Günü” yazmıştım. Henüz Türkiye’deydik. Birkaç gün sonra eşimle hac yolculuğuna çıkacaktık ve 14 Şubat’ta Medine’de, Allah’ın habibi Peygamber Efendimizin (a.s.m.) huzurunda olacaktık.
Bize sevgiyi, sevmeyi, kimleri ve nasıl seveceğimizi öğreten Güzeller Güzelinin yanında kutlayacaktık Sevgililer Gününü.
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 695 okuma
Kadir Gecesinin kadrini biliyor muyuz?
Büyük bir ülkenin sahibi ve sayısız hazineleri bulunan bir padişah tahta çıkışının yıl dönümünde, sarayın kapılarını halka açıp şöyle bir ilân yaptırmış:
“Ey millet! Herkes dilediği kadar altın, pırlanta, elmas, zümrüt, inci, mercan, zebercet alsın. Kabınızı getirin, istediğiniz kadar doldurun.”
Bedavadan hazinelerden gönlünce yararlanmak iyiymiş, hoşmuş ama; padişahın bir şartı varmış.
- 1 yorum
- Devamını oku
- 476 okuma
EVLİLİĞİN VAZGEÇİLMEZİ: PAYLAŞIM
Soğuk bir kış akşamı, bir pidecinin kapısından içeri, yaşlı bir amcayla teyze girmiş, bir masaya oturmuşlar. Amca masaya gelen garsona, büyük bir pide, bir çoban salata ve bir ayran ısmarlamış. Garson az sonra siparişleri getirmiş. Amca pideyi ikiye bölerek yarısını teyzenin önüne koymuş, sonra salatayı ikiye bölerek tabağın karşı kısmına doğru itmiş, sonra ayran bardağını ortaya koymuş, önce bir yudum kendisi içiyor, sonra da teyze bir yudum alıyormuş.
- 1 yorum
- Devamını oku
- 505 okuma
AİLEYİ AYAKTA TUTMAK İÇİN
Yıllarca süren borç ödemeleri, hem kişisel ihtiyaçların karşılanmasını engelliyor, hem de ev, araba, ev eşyası, ulaşım, sağlık, giyim, mutfak harcamaları gibi aklınıza gelen tüm kalemlerde beklentilerin karşılanmamasını netice veriyor.
Yıllardır yaşadığı ailevî problemlerden dolayı bunalan Ayşe Hanım, kocası Ahmet Bey’e, umutla seslendi:
“Artık bu sorunu kendimiz çözemiyoruz. Gel bir psikoloğa gidelim.”
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 898 okuma
Tek taraflı gayret yeterli mi?
TABİÎ bir önceki bölümde geçen önerilerimizi okuyunca hemen, “Tek taraflı olmuyor, iki tarafın da gayret göstermesi gerekir” diyeceksiniz.
Tüm ikili ilişkilerde olduğu gibi, eşlerin mutluluğu da ikisinin gayretiyle olursa daha kolay ve çabuk gerçekleşir. Çünkü, söz konusu olan, bireysel davranışlar ve kişisel dünyamız değildir; karı ve kocanın oluşturduğu ailedir.
- 1 yorum
- Devamını oku
- 662 okuma
MAHKEMEDEN BALAYINA
Ünlü aile danışmanlarından Gary Chapman, Zig Ziglar, Susan Heitler, yazdıkları kitaplarda öyle umutsuz olayların çözülüp mutluluğa dönüştüğünü anlatırlar ki, şaşar kalırsınız. Hatta aile danışmanları, sorunu çözülen kişilerce "mûcize adam" olarak tanıtılır. Çünkü, yüzde yüz bir boşanmayı engellemiş, neredeyse birbirinden nefret eden iki kişinin tekrar birbirini sevmesini sağlamış ve geçinemeyeceklerine kesin inanmış eşlerin mutlu olmalarına vesile olmuşlardır.
- 2 yorum
- Devamını oku
- 468 okuma
Kim neler yaziyor
horoz · Hayalbekçisi · Nisan Yagmuru · Züleyha Yusuf · Mavi Kelebek · YineBiGulnihal · celin · Sezen Aksu · bad-ı_saba · Kamber · yagmur_damlasi