| Açılış Sayfası Yap | | | (ctrl+D) Favorilere Ekle |
Çocuk Yetiştirmek
Çocuk Gelişim Devreleri
Çocuğu gelişimi derken, sadece fiziksel gelişmeyi kastetmiyoruz. Çoğu zaman aile büyükleri, iyi beslenmiş, kilolu çocuğun annesini tebrik ederler: "Çok iyi bakmışsın; maşallah tosun gibi!"
Diğer taraftan, zayıf vücutlu bir çocuğun annesi ona iyi bakamadığı endişesiyle hep suçluluk duygusu içindedir. Aile büyükleri ve komşu kadınları da zavallı anneyi çekiştirmekten geri durmazlar.
Çocuğun kilosu ve boyu, beslenmeden ziyade soyaçekimle ilgilidir. Önemli olan çocuğun kilosu değil, sağlığıdır. Ancak daha da önemlisi, beden sağlığı ile birlikte ruh sağlığıdır. Öyle anneler vardır ki; elinde kaşık çocukla kovalamaca oynar. Ona bir kaşık fazla yemek yedirmeyi marifet zanneder. Çocuğa kilo kazandırmaya çalışırken, ruh sağlığını tehlikeye soktuğunu ve çocukla çatışmaya girdiğini bilmez.
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 415 okuma
Çocuğu Tanımak
Çocuğu anlamak ve onunla anlaşmak sanıldığı kadar kolay değildir. Çocukla yaşadığımız bütün çatışmaların temelinde onu yeterince tanımamak yatar. Vaktiyle çocuk psikolojisine ait okuduğum İngilizce bir kitapta yazar konuya İncil´den aldığı bir cümleyle başlıyordu. Hatırladığım kadarıyla cümle şöyleydi: "Eğer çocuğunuzla konuşurken ona benzemezseniz; gökler âlemi size kapanır." Peygamberimiz bunu daha sâde bir dille anlatır ve der ki: "Çocuğu olan onunla çocuklaşsın."
Burada çocuklaşmaktan kastedilen şey, çocuk gibi davranmak değildir. Çocuklaşmak demek, onun zihin ve ruh yapısını bilmek ve buna göre davranmak demektir. Çocuğu eğitirken onunla yaşadığımız bütün çatışmaların ve problemlerin altında bu bilgisizlik yatar.
Evlenme çağına gelen çoğu gençlerimiz çocuk psikolojisine ve eğitimine dair hiçbir bilgiye sahip olmadan, bu konuda bir tek kitap okumadan evliliğe adım atıyorlar. Çocuk sahibi oldukları zaman da anadan babadan gördükleri gibi, geleneklere göre, onu eğitmeye çalışıyorlar.
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 375 okuma
Çocuk Eğitiminde NİMETE SAYGI

AİLE eğitimi sırasında çocuk, anne babanın sözlerinden çok davranışlarından etkilenir. Onları taklit ederek sosyal davranışlar kazanır. Anne baba çocuğa ahlâki davranışlar kazandırmak için her gün pek çok şey söyler, nasihatler eder. Eğer anne baba bu sözleri ve nasihatleri günlük hayatında yaşamıyorsa, çocuğun öğrendikleri bilgi düzeyinden öteye geçmez. Çocuklar aile büyüklerinden ve öğretmenlerinden birçok şeyler duyarlar, ancak bunlardan pek azı çocuklarda tutum ve davranış değişikliğine yol açabilir. Çocuk sevgi, saygı, şefkât, yardımlaşma, işbirliği, dürüstlük, çalışkanlık, başkalarının haklarına saygı gibi sosyal ve ahlaki davranışları, okulda verilen teorik bilgilerle değil, ailede görerek ve yaşayarak kazanır.
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 867 okuma
Çocuklarınızı Anlıyor musunuz? Yoksa...

İletişim ne zaman başlar?Dünyaya merhaba diyen bir bebeğin ilk nefesi ve ilk ağlaması ile.Verdiği mesaj ise, Ben buradayım! Benimle ilgilenin! Benim ihtiyaçlarımı giderin! Ve karşılık gecikmez.Bebek annenin göğsüne yatırılır ve yaşamı boyunca unutamayacağı sıcaklığı,şefkati,anne kokusunu yüreğine yerleştirir. Evet!.. annenin bebeğine dokunması geçmişte düşünüldüğünün aksine çok önemlidir.Çünkü bebek dokunma sayesinde dünya ile ilişkide olma durumunu keşfeder ve diğer insanlarla nasıl iletişim kurulacağını öğrenir.Çocuğa sevgi gösterilmesi,ihtiyaçlarının karşılanması yada ağladığında önemsenmesi iletişimin en önemli unsuru olan özgüvenin temelini oluşturur.
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 834 okuma
Kendimizi Çocuğumuza Nasıl Tanıtıyoruz?
Yeni doğmuş bebekler ağlarken "anne" dermiş gibi gelir etrafındakilere çoğu zaman. Belki de o çaresiz ve aciz çığlıklarda gizli "anne" lafzını duymak için hazır olduğundan kulaklar ve kalpler. İlk kelimeler de dört gözle beklenen baba ya da anne olur genellikle. Yavrularımızın bizlere ilk hitâbı ne heyecan vericidir! Dünyaya gözlerini açmalarından itibaren yaşanılan en özel anlardan biri, çocuklarımızın bizi zikredişleri. Anne- baba olduğumuzun ilk sözlü tasdiki, onların minik dudaklarından dökülenlerle. Anne ve baba oluş... Hem büyük bir ikrâm, hem büyük bir sorumluluk.

- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 692 okuma
Nasıl Bir Anne - Babasınız? (1)
Ailede, anne baba ile çocuk arasındaki iletişim ve anne babanın disiplin anlayışı, çocuğun eğitiminde önemli bir yer tutar. Anne babanın çocuklarıyla arasındaki ilişkilerine ve disiplin anlayışına göre, aileler, değişik şekillerde sınıflandırılmıştır.
Genel olarak aile ortamını sağlıklı ve sağlıksız olarak ayırabiliriz. Sağlıklı ailede bireyler, doğru bildiklerini söylemekte ısrar edebilir ve gerçekçi olmaya özen gösterir; kendi düşünce, duygu ve davranışlarından kendilerini sorumlu tutarlar. Sağlıksız ailede ise, bireyler dıştan denetimli kişiler olarak yetişir.

- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 716 okuma
Çocuğumuzu Olduğu Gibi Kabul Ediyor muyuz?
Küçücük yavrunuzu kucağınıza ilk aldığınızda; onları ömür boyu gönüllü olarak kabullenirsiniz. Farkında mısınız? Bu öyle bir kabullenmedir ki,onlar gelişip sizin gibi yetişkin olana kadar devam eder. Zorlu bir seyahat;çünkü,zaman zaman çocuklarımızın yetişmekte olan, farklı bireyler olduğunu unutur, bizim gibi düşünmelerini , hayallerimizi gerçekleştirmelerini bekleriz....Niçin? Çünkü onlardan kendimizin gerçekleştiremediği beklentilerimiz vardır. Çocuk aile büyüğünden farklı düşünüp,farklı duyup, farklı algılayabilir. Ancak çocukların olaylara biz büyükler gibi koşullanmış gözlerle değil, saf ve çocuksu bir bakışla baktıklarını,duygularının daha katıksız olduğunu düşünmek veya çocuğun farklı bir yapı ve bünyeye sahip olabileceğini kabul edebilmek?

- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 653 okuma
Okul Ailede Başlar
Çocuğun temel eğitim kurumu ailedir. Yeni anlayışa göre çocuğun eğitimi ana rahminde başlar, doğumdan sonra devam eder. Kişiliği, altı yaşına kadar, aileden aldığı eğitimin kalitesine ve şekline uygun olarak yüzde seksen tamamlanmış olur. Bir çocuk okula başladığında ya güvenli veya güvensiz, ya bağımlı veya bağımsız, ya sorumlu veya sorumsuz bir kişilik kazanmış olacaktır. Ailede eksik kalan ve yanlış verilen eğitimin okulda düzeltilmesi çok zordur. Onun için diyoruz ki: “Okul ailede başlar.”

- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 633 okuma
Tarihe Yön Veren Şahsiyetlerin Annesi Olmak
20. yüzyılda sanayileşme ve kentleşmenin hızlanması sonucunda köyden kente yönelen göç artarak devam etmiş ve kadınlar geleneksel rollerini değiştirerek şehirli iş gücüne katılmışlardır. Bu durumun oluşturduğu demografik ve sosyal değişimlerden ülkemizde nasibini almış, buna bağlı olarak kadının aile içindeki yeri ve annelik rolü de etkilenmiştir. Kadın annelik ve ev hanımlığının yanı sıra çalışma hayatına atılmış, sosyal ve ekonomik hayatta daha fazla ve etkin rol almaya başlamıştır. Bu değişim annelik görevlerini eskisi gibi (geleneksel) yürütmesini ve yaşamasını zorlaştırmıştır. Ancak kadınların üstlendiği mesleki ve diğer toplumsal rollerin yanı sıra doğal olarak anneliğini de devam ettirmesi gerektiğinden sosyo-psikolojik yükü artmıştır.

- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 720 okuma
Ben İyi Bir Anne Baba mıyım?
Çocuk eğitimi konusundaki bazı yazar ve kitapların da etkisiyle, bazı anne babalar, çocuklarına karşı duydukları bazı duyguları ve yaptıkları bazı davranışları yüzünden kendilerini suçlarlar. Bazen de bunun tersi olarak, anne babalar, iyi niyetlerini dikkate alarak çocuklarına her türlü iyiliği yaptıklarını ancak başarılı olamadıklarını ileri sürerek suçu çocuklarına atarlar. Her konuda olduğu gibi bu konuda da dengeli ve gerçekçi olmalı ve yaptığımız doğru ve yanlışları olduğu gibi görmeye çalışmalıyız.

- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 474 okuma
Anlaşmazlıklarla Başedebilme
"Gökkuşağını görmek istiyorsan, yağmura tahammül etmen gerekir."Dolly Parton
Ve eğer gerçekten kendine güvenen çocuklar yetiştirmek istiyorsanız, anlaşmazlıklara tahammül etmeniz gerekir.
Çocuklarımızla aramızdaki anlaşmazlıkları onların özgüvenlerini geliştirmek için bir şans olarak değerlendirebiliriz, insanların çoğu anlaşmazlıkların, sevgiye dayanan ilişkilere ve benlik saygısına zarar vereceğini düşünür. Bu kitabın felsefesini ve kitabın önerilerini eğer uygulamaya başladıysanız, umarım çocuklarınızla aranızdaki anlaşmazlıklara karşı daha pozitif bir tutum içine girmişsinizdir ve onlar da bu tür sorunlarla çok daha kolaylıkla başedebiliyorlardır.
Çocuklarımızla aramızda bir anlaşmazlık varsa, özgüven geliştirmeyle ilgili olarak kendimize sürekli sormamız gereken üç soru vardır:
1. Evimizdeki sürekli atmosfer yapıcı sonuçlar elde etmemize yardımcı oluyor mu?
2. Evimizde krizlerle güçlü bir şekilde ve beceriyle başedilebiliyor mu?
3. Sonuçta alınan kararlar karşılıklı bir şekilde adil ve duyarlı oluyor mu?
Yardımcı bir atmosfer
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 699 okuma
Duygularının farkına varmasına yardım edin
Çocukların duygularını kontrol edebilmelerini kısmen genleri belirler. Kimi çocuklar tüm duygularını rahatlıkla dışavurabilirken, kimileri duygularını pek ifade edemez. Çocuğun, duygularını ifade şekli ne olursa olsun, iç özgüvenlerinin, duygularının farkında olması çok önemlidir. (Bu, çocuklara duygularını iyi bir şekilde ve uygun bir dille ifade edebilmelerini öğretecektir. Bu konuya 11. Bölümde tekrar değineceğim.)
Çocukların duygularının farkına varmalarının en iyi yollarından biri, önce sizin kendi duygularınızı açmanız ve onunla paylaşmanızdır. (Örneğin, "Sabahtan beri yağmur yağıyor. Bıktım artık. Sen de benim gibi mi düşünüyorsun yoksa senin için farketmiyor mu?")
Bir başka yol ise, sözsüz davranışlarını gözleyip, aşırıya kaçmadan yorumlamanızdır. ("Sesin bana biraz durgun geliyor. Gerçekten bu işi yapmaktan memnun musun?" ya da "Burcu´yla konuşurken kaşların çatıktı. Aranızda ters bir şey mi oldu yoksa bana mı öyle geldi?")
Kendisinin farkına varması için resim, oyun ve tiyatro gibi etkinlikleri kullanın.
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 430 okuma
Tartışın ve dinleyin
Çocuklarınızın inançlarını ve düşüncelerini kendileriyle tartışarak formüle etmelerine yardımcı olabilirsiniz. Yaşları küçükken, konular elbette onların ilgi alanlarını kapsayacaktır (örneğin, en sevdikleri TV programı ya da bugün okulda olanlar), fakat yaşları büyüdükçe bu tür tartışmaları genişletip daha soyut ve genel konulara getirebilirsiniz.
Aile içindeki tartışmalar fikir olarak size hoş gelmeyebilir, fakat karşılıklı saygının hakim olduğu bir atmosfer sağlanabilirse, tartışmaların özgüven geliştirmede çok yararlı olduğu kesindir. Bu tür tartışmalar çocukların kendilerine yakın buldukları ya da ilgilerini çeken fikirleri benimsemelerine yardımcı olur.
Aynı düşünce ve değerleri paylaştığınız gerekçesiyle, çocuklarınızla tartışacak birşeyler bulamıyorsanız, bilerek "şeytanın avu-katlığı"nı yapın ve çocuklarınızın kendi görüşlerini (ve dış özgüven için çok gerekli olan tartışma becerilerini) savunabilecekleri tartışma ortamları yaratmaya çalışın.
- Yeni yorum ekle
- 409 okuma
4. Aşama - Çocuk bakımı ve gelişimi konusunda bilginizi arttırın
"Bilgi, gücün kaynağıdır."
Bu söz her alanda olduğu gibi, özgüven kazanmada da geçerlidir. Son 50 yılda tüm dünyada, bilimsel araştırmalar ve hızlı bilgi ve beceri alışverişi sayesinde, çocuk bakımı konusunda çok yol katedildi. Bu bilgiler sayesinde artık bizler, fiziksel açıdan sağlıklı, duygusal bakımdan güçlü ve sosyal anlamda becerili çocuklar yetiştirebiliyoruz. Anababaları bu yenilikleri kabullenmiş ya da kabullenmeye istekli olan çocukların özgüvenli insanlar olarak yetiştirileceklerine inanıyorum.
Babalarımızın yetindiklerinin bizler için yeterli olmadığına her gün daha çok inanıyorum.
Oscar Wilde
Her şeyden haberdar, öğrenmeye istekli ve ilgili olan (ben her şeyi biliyorum diyenlerin aksine) anababaların şu konularda daha iyi olacaklarına inanıyorum:
- Çocuklarının potansiyellerinden en iyi biçimde yararlanabilmeleri için gereken kaynakları sağlamak,
- Kolaylıkla karar verebildikleri ve bir kriz döneminde neyin yapılması, neyin yapılmaması gerektiğini çok iyi bildikleri için, çocuklarına güvende olduklarını hissettirmek (örneğin, ufak tefek sorunlarda doktora koşmamak),
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 622 okuma
Kişisel dokunulmazlık
Çocuğun kendine ait özel bir odasının olması, özsaygısının gelişmesine yardımcı olur. Elbette her çocuğun kendine ait bir odası olmayabilir, ama hiç değilse bir odanın bir bölümünün kendine ait olduğunu bilmesinin çok yararı vardır. Bu da olanak dışı ise, özel bir dolap, hatta bir çekmece çocuğun ayrı bir birey olduğununun somut bir sembolüdür.
Son olarak, yaşadıkları ev nasıl bir ev olursa olsun, çocukların evleriyle ilgili sorumluluklar üstlenmesi gerekir. Sadece yaşadıkları alanın hijyen koşullarına uygun, ekonomik ve düzenli olması gerektiğini değil, aynı zamanda, tüm çevrelerinin düzeninden ve temizliğinden de sorumlu olduklarını bilmelidirler. Gerçekte bunların sağlanmasının ve koyulan kuralların uygulanmasının çok kolay olmadığını biliyorum, ama lütfen kararlarınızı azimle sürdürmeye çalışın ve 4. Bölüm´de sizlere önereceğim bazı ipuçlarını ve stratejileri deneyin.
ALIŞTIRMA: Evin kontrolü
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 412 okuma
Dış dünyayla yeterince temasınız var mı?
Günümüzde pek çok ailede hem annenin, hem de babanın çalışması ve yaşamlarının çok stresli olması, evlerini sığınak gibi görmelerine neden olmaktadır. Diğer taraftan, çocukların bireyi oldukları ailenin, ileride çocukların da bir üyesi olacağı bir dünyadan kopuk olmaması gerekir.
Kendinize şu soruları sorun:
- Aileniz toplumla dostluk ve işbirliği içinde yaşama konusunda çocuklarınıza yeterli ve iyi bir model oluşturuyor mu?
- Aileniz çocuklarınızın geniş çevrelerini şekillendirmesinde etkin bir rol oynuyor mu?
- Değişik çevrelerden ve yeterli sayıda konuklarınız oluyor mu?
- Ailece evin dışında da yeterince vakit geçiriyor musunuz?
ALIŞTIRMA: Ailenin kontrolü
Bu alıştırmayı varsa, eşinizle yapın. Eşiniz bu konuda istekli değilse, ya da yalnız yaşıyorsanız, alıştırmayı tek başınıza yapabilirsiniz, ancak sonucu mutlaka yakın bir arkadaşınızla tartışın.
Her bir alıştırmayı yaparken, yukarıda ilgili bölümü okumanız gerekebilir.
Her biriniz ailenizin en önemli üç amacını yazın.
Yazdıklarınızı karşılaştırın, tartışın ve ortak bir amaç listesi yazın.
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 404 okuma
Etkin ve yeterli bir iletişim var mı?
Aileler farklı kuşaklardan oluştuğu için, iletişim konusunun sık sık sorunlara neden olması kaçınılmazdır. Aynı zamanda farklı cinsiyetlerin de birarada bulunması iletişimde sorunlar çıkması riskini daha da arttırır.
Daha önce de değindiğimiz bir başka önemli sorun ise, içimizdeki "otomatik pilotun (içgüdüsel anababa) devreye girip, kontrolümüz dışında sinyaller vermesidir.
Bu nedenle, aile bireylerinin birbirlerine gönderdikleri mesajların doğru anlaşılıp anlaşılmadığını düzenli olarak kontrol edilmesi gerekir. (Bu konunun anababanın en zor sorumluluklarından biri olduğunu düşünüyorum.) Bir kez daha ifade etmek isterim ki, her ailenin ve bu ailelerdeki her bir bireyin iletişim şekli bir diğerininkine benzemez. Kimileri birbirine göndermek istedikleri mesajı çok fazla sözcük kullanarak gönderirken, kimileri daha çok vücut dilini kullanır. Diğerleri eylemleri göz önünde bulundururken, bazıları yazılı dil kullanır. Bu nedenle de, mesajı hem gönderenin, hem de alanın tümü ile anlaması koşulu ile, hiçbir yöntem bir diğerinden daha iyidir demek olası değildir.
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 483 okuma
Kurallar açık mı ve herkes tarafından kabul ediliyor mu?
Aynı çatı altında güvenli ve uyum içinde bir yaşam sürebilmek için, her ailenin bazı kurallarının olması gerekir. Çocukların özgüvenini etkileyen aile kuralları ile ilgili belli başlı sorunlar şunlardır:
Çocuk bir kuralın varlığından, ilk kez bu kuralı çiğnediği zaman haberdar olur. (Örneğin, "5 yaşın üstündeki her çocuk, içeceğini yere döktüğü zaman, kendisi temizler." kuralını "Döktüğünü hâlâ neden temizlemedin?" sorusu ile karşılaştığında öğrenir.)
Çocuklar anlaşmazlık konusu olan bazı kuralların "çapraz ateş"i arasında kalır. Bazen, eğer "kurallar"la ilgili anlaşmazlıklar anababanın ilişkisini olumsuz yönde etkilerse, o zaman çocuk duygusal olarak daha fazla zarar görür, çünkü çocuk anne ve babanın birbiri üzerinde üstünlük kurmaya çalışmasının, kendi gereksinimlerinden daha önemli olduğu duygusuna kapılabilir.
- Yeni yorum ekle
- 378 okuma
Kendine Saygısını Kazandıracak Bir Dil
İşte size çocuklarımıza yüksek sesle söylememiz gereken sözlerden birkaçı. Eğer aynı zamanda, ses tonunuz sevgi doluysa, gülümsüyorsanız, ona sarılıyorsanız, gözleriniz pırıl pırılsa ve heyecandan çığlıklar atıyorsanız, söylediklerinizin etkisi çok daha büyük olacaktır.
Olumlu duygulan paylaşmak
Seni seviyorum
Seninle beraberken çok mutluyum
Seninle oyun oynamaya bayılıyorum
Sana kitap okumak çok hoşuma gidiyor
Yaşamıma ne kadar neşe kattığını biliyor musun?
Bugünü seninle geçirmekten ne kadar mutluyum, biliyor musun?
Sen ...ken ne kadar mutlu oldum biliyor musun?
Sen ...ca ne kadar mutlu oldum anlatamam
... görünce seninle ne kadar gurur duydum anlatamam
Takdir ettiğinizi belirtme
Senin bu ... böyle yapman çok hoşuma gidiyor
Seni seviyorum, çünkü ...
Benim için çok önemlisin, çünkü ...
Senin ...e özel bir yeteneğin var
Bu dünyada senin gibisi yok, çünkü ...
Çok güzel gülümsüyorsun
Ne kadar duygulu şarkı söylüyorsun
Seninle beraberken çok iyi vakit geçiriyorum
Ne kadar yaratıcı gücün var. Şu yaptığına bak
Başkalarını incitmemek için ne kadar çaba harcıyorsun
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 464 okuma
Saygısını Azaltacak Dil Kullanmamak
Aşağıdaki sözcükleri belki de çok masumane kullanıyorsunuzdur. Fakat unutmayın ki, bu sözcüklere eşlik eden sözsüz bir dil de varsa, işte o zaman kullanılan sözcükler artık aşağılayıcı ve zarar verici olur. (Örneğin, müstehzi bir gülüş, saldırgan bir ses tonu, bıkkınlık ifade eden bir iç çekiş, havaya kalkmış kaşlar, başın ters ters sallanması, vs.)
Etiket
Siz çocuklar...
Senin gibi insanlar...
Şimdiki çocuklar...
Ne kadar tipik bir çocuksun
Ne kadar inatçısın
Şimdi bu giydiklerin mi moda? Ah, şimdiki nesil...
Amatör psikologlar
Ne kadar tembelsin...
Ne kadar düşüncesizsin...
Bebek gibi davranıyorsun
Bence senin sorunun...
Kendini... hissetmiyorsun, sadece ...
Gerçekten bunları söylemek istediğini zannetmiyorum
Sadece sorun çıkarmak için böyle davranıyorsun
Bir dakika şurada oturup, beni dinleyemiyorsun, değil mi?
Bu sana göre bir iş değil
Biliyorum sen böyle ...
Dikkat çekmek istiyorsun
Aman sen deneme
Sen yapamazsın
Söylemek istediği şey
Mesafe koymak
Çocukların her dediğine kulak asma Tamam! Pes ettim. Seni dinlemiyorum
Karşılaştırmak
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 431 okuma
Sitemizi Favorilere Ekle
Konuyu Favorilere Ekle
Baslangic sayfasi yap