| Açılış Sayfası Yap | | | (ctrl+D) Favorilere Ekle |
Yaşam
Hüznü Çalan Mevsimler
Ben hüzne çalan mevsimler yaşarken
Sen hüznü çalan mevsimler yaşadın
Yaşadığın mevsimler hüznü çalıp durdu hep
Bir kapı aralığından usulca süzülen
Sessiz bir rüzgar gibi
Alıp götürdü seni sensizliği
Kaderimizdi hüzün
Birlikte paylaşmıştık hüzne dair ne varsa
Karanfiller hüzün kokuyordu
Güller hüzün...
Ve mahzun bakıyordu Lalezar
Zaman hüzünle akıyordu
Hüzünlü geçiyordu ömür
Hüzne teğet geçiyordu kutsal bildiğimiz ne varsa
Biz hüzne ayarlanmıştık
Şarkılar hüznü mırıldanıyordu
Ve hüznü çalıp duruyordu mevsimler
Bir kapı aralığından usulca süzülen
Sessiz bir rüzgar gibi
Ağır aksak çarpan yüreğime
Seni sensizliği öğütlüyordu
Ben hüzne çalan mevsimlerde yaşarken
Sen hüznü çalan mevsimler yaşadın hep
Hüzün kaderimizdi.
- 2 yorum
- 536 okuma
Anne-baba olma sanatı
Biyolojik anne-baba olmanın, olayın yüzeysel ve kolay tarafı olduğuna inanmışımdır. Detaylı ve zor olan, bir çocuğu kişiliği gelişmiş, özgüveni yerinde, başarılı ve mutlu bir birey olarak yetiştirebilmektir. Anne-babalan sanatçılar olarak görürüm. Çünkü çok önemli bir eser yaratıyorlar. Anne-baba olmak da bir sanat bence. Yaratılan eseri, en güzel biçimde şekillendirmek söz konusu.
Her sanatçının kendisini geliştirmesi gerektiğini biliyoruz. Anne-babalar da kendilerini sürekli geliştirmeliler. Her sanatçı yaratıcılığını sonsuz bir şekilde ortaya koymalı. Anne-babalar da yaratıcılıklarını ortaya koymalılar. Sanatçılar yarattıkları eserden gurur duyarlar. Anne-babalar da çocuklarından gurur duymalılar. Ancak sanatçılar yarattıkları eseri beğenmediklerinde bozup yeniden yapma özgürlüğüne sahipler, anne-baba olma sanatında ise böyle bir yap-boz olayı mümkün değil. Çocuklara ilişkin yapılan hataların geri dönüşü yok.
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 301 okuma
ASIK OLMADAN BIR DÜSÜN
Evinin seni içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu fark edeceksin...
Sokağa fırlayacaksın...
Sokaklar da dar gelecek...
Tıpkı vücudunun yüreğine dar geldiği gibi...
Ne denizin mavisi açacak içini, ne pırıl pırıl gökyüzü...
Kendini taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak
kadar küçüleceksin...
Birileri sana bir şeyler anlatacak durmadan...
"Önemli olan sağlık."
"Yaşamak güzel."
"Boş ver, her şey unutulur."
Sen hiçbirini duymayacaksın...Göz yaşlarından etrafı göremez hale geleceksin...
Ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra
kollarında ölmek isteyecek kadar çok seveceksin...
Hep ondan bahsetmek isteyeceksin...
“Ölüme çare bulundu" ya da "Yarin kıyamet kopacakmış" deseler başını
kaldırıp "Ne dedin?" diye sormayacaksın...
Yalnız kalmak isteyeceksin...
Hem de kalabalıkların arasında kaybolmak...
ikisi de yetmeyecek...
Geçmişi düşüneceksin...
Neredeyse dakika dakika...
Ama kötüleri atlayarak...
Onunla geçtiğin yerlerden geçmek isteyeceksin...
Gittiğin yerlere gitmek...
Bu sana hiç iyi gelmeyecek...
Ama bile bile yapacaksın...
- 5 yorum
- Devamını oku
- 1242 okuma
Arkada Bıraktığın Şeyleri Düşünme
Arkada bıraktığın şeyleri düşünme!Şimdiye kadar kazanmış olduklarını, bundan sonra kazanabileceklerini, vazgeçemeyeceklerini, yıllarca koruduklarını, daha yıllarca muhafaza etmek istediklerini...
Arkada bıraktığın şeyleri düşünme!
Herkesin yaşamak istediği bir kişisel hayatı vardır ve onu yaşayabilmesi için arkada bıraktığı şeyleri düşünmemesi gerekir. Bilmelidir ki o birçok şeyi istediği zaman bütün evren ona yardımcı olur. Herkes yüreğinin sesini dinlemeyi ve yüreğinin diliyle konuşmasını öğrenmek zorundadır.
Arkada bıraktığın şeyleri düşünme!
Bulduğun ve arkada bıraktığın için seni tedirgin eden aşk önünü kesmesin. Kişisel hayatını gerçekleştirmeni engellemesin. Yeter ki bulduğun ve arkada bıraktığın aşk ''saf madde''den yapılmış olsun. Üzerinden bin yıl geçmiş bile olsa, orada, o biçimde, senin bıraktığın haliyle duruyor olacaktır. Çürümeden, bozulmadan... Ve sen, nasılsa günün birinde oraya döneceksin.
Arkada bıraktığın şeyleri düşünme!
- 1 yorum
- Devamını oku
- 1073 okuma
Sakın kimseye 'Seni seviyorum' demeyin
Bugün sizden bir şey isteyeceğim. Sakın kimseye ''Seni seviyorum'' demeyin.
Lütfen. Kullanmayın artık bu sözü. Başka bir şey deyin birbirinize onun yerine. Duygularınıza daha denk düşen bir şey... Benim aklıma gelmiyor ama siz bulursunuz. Ne de olsa sizin duygularınız...
Hayır, içini dolduracaksanız ''Seni seviyorum''un, bir diyeceğim yok.
Ama umudum da yok.
''Seni seviyorum'' öyle ''Kendine iyi bak'' gibi bir söz değildir. Laf olsun diye söylenen...
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde hakkını vereceksiniz.
Bir kere onu gerçekten seviyor olmanız lazım. Yani öyle dokununca geçiverecek arzularla falan karıştırmayacaksınız.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, o biri en az tuttuğunuz takım kadar önemli olacak hayatınızda.!!!!!!!!!!!!!
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, bir saat eksik uyumayı göze alabileceksiniz!!! onu daha çok görmek uğruna.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, elini tutmak da önemli olacak başka şeyler kadar.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, ''Sevgilimsin'' de demiş olduğunuzu bileceksiniz.
- 2 yorum
- Devamını oku
- 1395 okuma
Ben Böyle Biriyim
Sana hayatındaki sorunlar, şüpheler veya korkularınla ilgili çözümler sunamam....
Ama seni dinleyebilir ve senle beraber cevaplarını araştırabiliriz.
Geçmişini acılarını ve hayalkırıklıklarını değiştiremem ne de gelecekte olacakları...
Ama yardım etmek için her zaman yanında olabilirim.
Ayağının kaymasını engelleyemem...
Ama düşmemen için ve tutunman için sana elimi uzatabilirim.
Eğlencelerin, zaferlerin, başarıların ve mutluluğun benim değil..
Ama bunlar neşe içinde seninle paylaşabilirim.
Hayatta yapman için aldığın kararlar benim değil, yargıların da...
Ama sana destek olabilirim, cesaret verebilirim ve istediğinde yardım edebilirim.
Yollarımızın, değerlerimizin, ikimizin ayrı düşmesini engelleyemem...
Ama senin için dua edebilir, seninle konuşabilir ve seni bekleyebilirim
Kalbinin kırılmasını ve acı çekmeni önleyemem..
Ama parçaları toplamak, kırıkları yerine koymak için yardım edebilir ve seninle birlikte ağlayabilirim
Sana kim olduğumu söyleyemem...
Ama seni sevebilir ve dostun olabilirim..
Ben Böyle Biriyim
- Yeni yorum ekle
- 1096 okuma
BEN'SİZ BEN
Hayat ne garip,yıllar ne büyük değişiklikler yaratıyor yaşamlarda…
Bundan 15 yıl önce birisi bana,akşam saat 21:00’de,Beyoğlu’nda bir cafede üstelik araban bir otoparkta seni beklerken ,sen bir kağıda mutsuzluklarını karalayacaksın dese asla inanmazdım..Yani çelişkilerle dolu bulurdum bu öngörüyü..Akşam 21:00’de Beyoğlu’nda olacağım,bir arabam olacak otoparkta beni bekleyen,bir kafede çayımı yudumlayıp sigaramdan derin nefesler çekeceğim ve tüm bu güzelliklere sahipken bir yandan da önümdeki bir kağıda mutsuzluğumla ilgili cümleler karalayacağım???Şayet cümlenin ilk kısmı geçerliyse,mutsuz olmama imkan olamayacağını düşünürdüm..
Oysa olabiliyormuş…
- 2 yorum
- Devamını oku
- 997 okuma
Irmak ile Deniz
Kime bakar sızan bedendeki göz? Eli-kolu tutar mı sarhoşun? Siz cevabı düşünedurun, ırmak yollara düşmüş, akıp durmada. Ama dedik ya, sızmış... Gözceğizi, kimbilir, hangi sırra bakmada. Deniz, seslenmiş deli ırmağa:
“-Ey yalpalaya yalpalaya giderken, çamurlara gömülüp ağlayan garip! Yardan düşmüş, ama Yâr'dan ayrı düşmemişlerin sığınışındaki aşkı anlat bana! Gel bana doğru... Ve gelirken, hadi arz-ı hâl eyle...”
Duymazdan gelmiş ırmak... Sanki, denizin sesini hiç işitmemiş gibi, kendi hâlinde, bir o yana bir bu yana, döne döne ilerlemeye devam etmiş. Deniz, birkaç kere daha seslenecek olmuş, ama ırmak aynı umursamazlıkta akmayı sürdürmüş. Deniz, gülümseyerek seyretmiş, bu başı dumanlı, bedeni yaralı ırmağı... Bir süre sonra, tekrar seslenmiş:
“-Ey kıvrıla kıvrıla giderken, bin türlü kıyıya, milyonlarca taşa baş vurmuş olan ırmak! Yardan düşmüş, ama Yâr'dan ayrı düşmemişlerin sığınışındaki aşkı anlat bana! Gel bana doğru... Ve gelirken, hadi arz-ı hâl eyle...”
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 1365 okuma
Uçamayan Kuşlarımız
“Yalnızlık neden ağır gelir, hiç düşündünüz mü? Neden ağır gelir sevgisizlik?
Yaşam, kim ne derse desin, çok ağır yüklerle doludur. Her geçen gün dolup taşan bir sistem var her bedende; her yürek ise, sanırım bu alışverişin odak noktası. İşte bu odak noktasının, bedende garip bir ağırlığı, garip bir yönetimi var gibi. Çünkü, yükler ağırlaştığında, hatta dolup taştığında, beden de ağırlaşır, hastalanır, hatta yaşam kararır. Puslu görünür tüm ekran. Karamsar bakış, taşan yüklerle, etrafa akar. Ve siz, bu taşmadan giderek artan bir mutsuzluk duymaya devam edersiniz. Tüm bu ağırlığın altında ezilen insan hep yorgun, ruh hep bitkindir.
Sevgisizliğin garip bir ağırlığı vardır. O ağırlaştıkça, beden de ağırlaşır. Nefretin bile, bir doğuşu vardır.
- 3 yorum
- Devamını oku
- 1058 okuma
Bir Canan ki Cevabı Hak Eder
Ben; Yola yağmurlu, fırtınalı bir günde çıktım. Seni tanrının uzak tuttuğu bir sığınakta beklemiyordum. Hayatımı anlatmamışmıydım. Hata etmişim. Çevremdekiler bulunduğum konuma heyecan yüklü macera dolu bir yoldan geçerek geldiğimi söylerlerdi de ben aldırmazdım. İçimdeki fırtınayı bu güne kadar hiç kimse durduramadı ki sen durdurabilesin.
Barış heyecanını kaybedenlerin sığındığı bir kalkan olduğunu bu güne kadar anlayamadıysan, bundan sonra hiç anlayamazsın. Büyük bir savaşın içine girmeden evvel içindeki küçük savaşı kazanman gerekirdi görünen o ki senkendinle yapmış olduğun savaşı kazanamamışsın daha.
Ağaç gövdelerinin her zaman koruyucu bir sığınak olmadığını yağmurlu bir havada hemen anlayabilirsin. Düşebilecek olası bir yıldırımın ilk hedefi sığındığın ağaç gövdesi olacaktır.
Senin arayıpta bulamadığın ülkenin tozlu yollarından geçeli o kadar çok oldu ki kimse aradığını bulamadı. Ama sen aramaya devam et. Bir gün yolun benim ülkeme düşerse kollarım seni kucaklamak için daima açık olacak.
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 568 okuma
- 1 trackback
Ey Oğul!
Oğul, akıl durur kader yol alır bilmelisin.
Zorluğu yenmek çok zor, az gülmelisin.
Buna olta derler, bir adım gitme sakın ha.
Anne balık nasihat ediyor oğluna.
Ucunda ki yeme aldanma, yutarsan yanarsın.
Şuna çarpma derler, takılırsan kurtulamazsın.
Kunuşurlarken bir avcı atmaz mı serpme ağını.
Ne gelir elden faydası yok, ısırsan parmağını.
Yavrucak soruyor,üzerimize atılan nedir anne?
Yavrum bunada tepeden inme derler bak dinle.
Kaza geldimi göz kör olur, gayri sakınılmaz.
Ecel ağı düştümü, hiç bir canlı kurtulmaz.
Eğer anlarsan, bir musibet bin nasihatten yeğdir.
Kibir iblise mahsutur, doğru söze ne denir.
İçel / Mut 1988
Ali Kılıç Kakiz
- Yeni yorum ekle
- 216 okuma
- 1 trackback
Gözlerinden yüreğine aktarırcasına
Alışılmışın dışında bir başlangıçla,
beraberliğe adım attık
Biraz kuşkulu, biraz da
boşvermişli bir tavırla
Oysa zamanın her ilerleyişinde yazılanlar
ve yürekten gelen anlatımlar sonucu,
baglılıgın en iyimser ve
en sevecenine dogru yol alıyoruz
Ve zaman aşımı sonrasında,
duygularımızı kagıt üzerine
sergileyen sen ve ben,
Sıcak, sımsıcak beraberliği
sonsuza dek yaşatacagız
İşte o gün, buluştugumuz gün
ellerini avucumun içine alıp,
gözlerinden yüregine aktarırcasına,
sana, seni sevdiğimi söyleyeceğim
- Yeni yorum ekle
- 219 okuma
- 1 trackback
Sürüp giden
Gül de çevirdi yaprağını
Arkası boş
Yazık geç kaldım
II
Ah! Benim kırılgan korkularım
O denli hiçbir şeyle doluyum ki
Savaş yetimi çocuklar gibi
Savrulup gideceğim birazdan
III
Seni böyle arkanı dönüp gittiğinde seviyorum
Suların ayak izlerine basarak
dönsen, yürünecek ne çok yolun var
Dönsem
Her şey altüst olacak
IV
Gözlerin bir şeyler anımsatıyor bana
Şüphem yok! Gece bastırdı
F tipi bir hücrede yüreğim
Asi iklimlere başladı başlayacak
Yasak koyma güneşime
- 3 yorum
- Devamını oku
- 1109 okuma
Bağlanmayacaksın
Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin onu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de
korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan birşeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait
olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 276 okuma
- 1 trackback
Uçurum
Birgün Jack adında bir adam dik bir yamacın kenarından yürüyordu. Farketmeden kenara çok yaklaştığı bir sırada ayağı kaydı ve aşağı yuvarlanmaya başladı. Düşerken kayaların arasından sarkmış bir dalı yakalayıverdi. Korkmuş bir şekilde aşağı baktı, uçurum nerden baksan 1000 mt. derinliğinde vardı. O dalda sonsuza dek asılı duramazdı, yukarı çıkma şansı ise hiç yoktu.
Ve Jack yoldan geçen biri duyar ümidiyle bağırmaya başladı.
'İmdaat! İmdaaat! Yukarıda kimse var mıı? İmdaaat, yardım edin...' Saatlerce bağırmasına rağmen kimse onu duymamıştı.
Tam vazgeçmek üzereydi ki bir ses duydu.
'Jack! Beni duyuyor musun Jack?' {48}
'Evet, evet, duyuyorum. Burada, aşağıdayım.'
'Seni görebiliyorum Jack. İyi misin?' 'Evet, ama.. Sen kimsin, neredesin?'
'Ben senin Rabbinim Jack. Ben heryerdeyim.'
'Rabbim!? Yani Allah mı?'
'Evet Jack'
- 2 yorum
- Devamını oku
- 1689 okuma
Hayat Anladığın Gerçekler Kadardır Aslında
Demek ki bu yüzden yalnız ölürmüş savaşçılar kuru kalabalıklarda. Bu yüzden yalnızlığına terk edilirmiş gerçekler. Çünkü uyanmak istemeyen kalabalıkların kâbusudur gecenin sessizliğinde ötenler. Belki ileri giden bir varlıktır bu dengesizlik içinde denge arayanlar. Bu yüzden işte terk edilir gerçekleri gösterenler.
Çıkarsın sahneye ifade etmek için ifade edilmesi beklenenleri, yetmezsin. Yavaşça süzülürsün beklentiler denizinden. Bürünürsün kendi benliğine, beğenilmezsin. Çünkü karşısında durduğun kalabalık sadece bir kalabalıktır, anlamsızdır. Aralarında beslendiğin nehirler vardır, coşkulu ve sessiz.
Aralarında yoldaşın vardır, hakiki ve saklı. Bilirsin değerini, bu kalabalığın içinde saklı. Düşünürsün onlar neden saklı? Yenilmiş midir bu kalabalığa? Yoksa anlamış mıdır anlamsızlığı? Onun için mi saklanmıştır kendi kabuğuna? Bulamazsın…
Çünkü sen aradığını bulmak için çıkmışsındır yola ve bulmadan dönmeyeceksindir eve. Belki
- 2 yorum
- Devamını oku
- 765 okuma
Gitmek
Bugünlerde herkes gitmek istiyor.
Küçük bir sahil kasabasına,
Bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara...
Hayatından memnun olan yok.
Kiminle konuşsam aynı şey...
Herşeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.
Öyle "yanına almak istediği üç şey" falan yok.
Bir kendisi.
Bu yeter zaten.
Her şeyi, herkesi götürdün demektir.
Keşke kendini bırakıp gidebilse insan.
Ama olmuyor.
Hadi kendimize razıyız diyelim, öteki de olmuyor.
Yani herşeyi yüzüstü bırakmak göze alınmıyor.
Böyle gidiyoruz işte.
Bir yanımız "kalk gidelim",
öbür yanımız "otur" diyor.
"Otur" diyen kazanıyor.
O yan kalabalık zira...
İş, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile,
Güvende olma duygusu...
En kötüsü alışkanlık.
Alışkanlığın verdiği rahatlık,
Monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor.
Kalıyoruz...
Kuş olup uçmak isterken, ağaç olup kök salıyoruz.
Evlenmeler...
Bir çocuk daha doğurmalar...
Borçlara girmeler...
İşi büyütmeler...
Bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor.
Misal ben...
Kapıdaki Rexi bırakıp gidemiyorum.
Değil bu şehirden gitmek,
- 3 yorum
- Devamını oku
- 284 okuma
- 1 trackback
Öyle acıyarak bakmayın gözlerime
Öyle acıyarak bakmayın gözlerime ne olur
Kalbimin dehlizlerinde kaybolup gider sesiniz
İki yıldız arasına yapılmış bir samanyolu gibi
Hangi bilim adamı araştıracak boşluktaki dünyamı
Öyle bakmayın gözlerime ne olur
Sığmıyor artık yüreğime bu çığlık
Düşüncelerimin her kelimesi yoğun hüzün
Şehrin sokakları götürüyor beni uçuruma.
Hepiniz aynı yerdeyken oynadığınız bir saklambaç
İşte buymuş sizin hayat dediğiniz şey
Boncuk taneleri gibi dökülüyor sinirlerimden eşyanın anlamı
Size baktıkça ben hayattan kaçıyorum.
Hangi optik okuyucuyla okunacak duygularım
Bir melek olur, peşime düşer annem
Biliyorum rüyalarında da sana yük oluyorum anne
Öyle acıyarak bakmayın gözlerime ne olur.
Büyük günahlarla cehenneme çevirdiniz şehri
Eminim Allah daha çok seviyor beni.
Adımlarınız kaybolur gizli dünyamın sokaklarında
Gözleriniz hiçbir şey görmez benim penceremden
Kalbimin dehlizlerinde kaybolup gider sesiniz
Hayat benim için bir hüzünken siz mutlu oldunuz
Öyle acıyarak bakmayın gözlerime ne olur
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 191 okuma
- 1 trackback
Dost musun?
Dost musun?
Öyleyse canın canımdır...
Aynan olmalıyım...
Yüzüne söyleyebilmeliyim her şeyi...
Hem sakınmadan, mertçe...
Hani bilirsin, esirgemem lâfımı,
Ne şekil gelirse, öylece...
Hazırım tüm içtenliğimle konuşmaya, ama,
Seni de dupduru isterim karşımda...
Dostsan,
Gözlerimin içine baka baka yaka silk benden!
Arkamdan şikayetlenme!...
Yiğit ol! Gerekirse yiğitçe azarla, çekinme!
Lâf değil, icraat beklerim senden!
Öyle bak ki, hislerini görebileyim...
Öyle hisset ki, güvenle bakabileyim...
Sevmem, ölenin ardından ağıt yakmayı!
Dil dönerken söylenmeli her şey...
Kulak duyarken anlatılmalı...
Göz bakarken bakmalıyım sana...
Can sağ iken sarılmalı...
Keşkelere meydan vermemeli hayatım,
Pişmanlıklarla yoğrulmamalı....
Hayır!
Dirime selâm vermeyen,
Ölüme de fazla yaklaşmasın!
Dostsan, ölmemi bekleme!
Haklıysam, yaşarken savun beni!
Yaşarken yanımda ol!
İnanmışsan bana, kimse çevirmesin seni yolundan!
Ve inanmamışsan, sakın rol yapma!
Her söylediğimi onaylaman şart değil...
Her yaptığımı beğenmen de gerekmez...
- 2 yorum
- Devamını oku
- 391 okuma
- 1 trackback

Sitemizi Favorilere Ekle
Konuyu Favorilere Ekle
Baslangic sayfasi yap