Giriş Sayfası Yap Açılış Sayfası Yap  | (ctrl+D)   Favorilere Ekle  Sık Kullanılanlara Ekle

Sevgi

Bir Kadını Ağlatırken Dikkatli Olun

Bir kadını ağlatırken dikkat edin !...
Kadın her asırda hep ezildi, ağlatıldı. Bazen ikinci sınıf insanı, bazen diri diri toprağ gömüldü, bazen emtiya ile eşdeğer tutuldu. Günümüzde hala kadına yapılan zülüm ve baskı hafife alınacak tipten değil. Son
zamanlarda "töre kurallarına" kurban edilen kadın, dışlanan kadın, ezilen ve birçok sıkıntılara maruz bırakılan kadın... Oysa kadın bir annedir, bir
kardeştir, bir sevgilidir, bir arkadaştır, bir dostur...
Hepimiz ne çok düştük yanılgıya, son zamanlarda...
Bir kadını ağlatırken çok dikkat edin, çünkü Yüce Yaratıcımız, kadının gözyaşlarını sayar...
Kadın erkeğin kaburgasından yaratıldı, ayaklarından yaratılmadı, öyle olsaydı ezilirdi...
Üstün olmasın diye başından da yaratılmadı.
Ama göğsünden yaratıldı, eşit olsun diye,
Kolun biraz altında korunsun diye,
Kalp hizasında sevilsin diye...
Bütün kadınlara ithaf olunur...

Bir Kız Kulesi Macerası

Sıradan bir hikâye değil bu; kendi hayat hikâyemde kayboluşumun hikâyesi… Anlatacak çok şey var aslında, ama anlatmam gerekenlerin bir çoğu halüsinasyon bir kısmı da simülasyon. Bilmenizi istediğim tek şey bu hikayenin bir başlangıcı olan her şey gibi zamanla değiştiği ve acizleşerek sonlandığı kadar gerçek oluşudur.

Çocuklarınıza onları ne kadar sevdiğinizi söyleyin

Anababası tarafından sevilen bir çocuk, kendini sevmeyi öğrenir. Bu artık bilinen bir gerçek, ama her terapist, sürekli olarak, değişik nedenlerle, bu çok değerli psikolojik armağandan nasibini almayan insanlarla karşı karşıya gelmektedir. Bu tür insanlardan başka, daha sıklıkla karşılaştığımız pek çok insanın yorumları ise şu doğrultuda olmaktadır:

"35 yaşıma gelinceye kadar babamın beni sevdiğini bilmiyordum. Bunu da üstelik kız kardeşimden öğrendim, babamdan değil."

"Annem herhalde bizleri çok seviyordu, çünkü bizler için hep fedakârlık yapardı. Ama yine de emin değilim, çünkü bunu bize hiçbir zaman ifade etmedi."

Süper özgüven

Bu terimi, daha önce de söz ettiğim özelliklerin tümünün biraraya gelmesinden oluşan özgüven tipi için kullanıyorum. Süper özgüvenin diğerlerinden daha güçlü olmasının nedeni, iç ve dış özgüven arasındaki ilişkinin sürekli birbirini desteklemesidir.

İşte, çocuklar yuvadan uçmadan önce, hepsinin geliştirmesini yürekten istediğim ve "ideal" olan özgüven tipi budur. Ancak, gerçekçi olmak gerekirse, anababaların asıl amacının çocuklarına iç ve dış özgüveni "yeterince" vermek olmalı. Ayrıca, bir diğer önemli konu ise, özgüven çocuklukta kazanılırsa, "süper" özgüveni yetişkin oluncaya kadar geçen sürede kendiliklerinden kazanabilirler.

Hüznü Çalan Mevsimler

Ben hüzne çalan mevsimler yaşarken
Sen hüznü çalan mevsimler yaşadın
Yaşadığın mevsimler hüznü çalıp durdu hep
Bir kapı aralığından usulca süzülen
Sessiz bir rüzgar gibi
Alıp götürdü seni sensizliği

Kaderimizdi hüzün
Birlikte paylaşmıştık hüzne dair ne varsa
Karanfiller hüzün kokuyordu
Güller hüzün...
Ve mahzun bakıyordu Lalezar
Zaman hüzünle akıyordu
Hüzünlü geçiyordu ömür
Hüzne teğet geçiyordu kutsal bildiğimiz ne varsa

Biz hüzne ayarlanmıştık
Şarkılar hüznü mırıldanıyordu
Ve hüznü çalıp duruyordu mevsimler
Bir kapı aralığından usulca süzülen
Sessiz bir rüzgar gibi
Ağır aksak çarpan yüreğime
Seni sensizliği öğütlüyordu

Ben hüzne çalan mevsimlerde yaşarken
Sen hüznü çalan mevsimler yaşadın hep
Hüzün kaderimizdi.

Sevgi anneden, güven babadan

Arkadaşlarına ya da öğretmenine "En güzel anne benim annem" ya da "En güçlü baba benim babam" demeyen çocuk var mıdır? Kaç çocuk, "Benim annem senin annenden daha güzel", "Benim babam senin babam döver" cümlesini gururla söylememiştir? Çocuğun iç dünyasında güzel anne tanımlaması gi duygusunu, güçlü baba tanımlaması da güven duygusunu simgeler. Daha sonraları en güzel yemek yapan anne, en güze giyinen anne, en hızlı araba kullanan baba, topu en uzağa atan baba, uçurtmayı en yükseğe çıkaran baba gözlemleri çocuğu anne-babasında pekiştirdiği sevgi ve güven duygularının daha geliştirilmiş saptamaları olarak karşımıza çıkar.

Annenin sevgi ve şefkati, babanın gücü ve koruyuculuk çocuğun kişilik gelişimde çok önemli bir rol oynarken, çocuk aynı zamanda bu iki duygunun rehberliğinde hayatı anlamlandırmaya, tanımaya ve bu iki duyguyu kendi kişilinde oluşturup büyütmeye başlar. Tüm bu duygu alışverişi sırasında çocuk sevildiğim ve güvenildiğini de hissetme gereksinimi duyar. Bütün psikolojik rahatsızlıkların temelinde, sevgi ve güven duygusunun eksikliğinin yattığını biliyor muydunuz?

SEN...

Sen deyince bildiğim bütün sözler uçuyor hafızamdan.
‘’Sen’’ diyorum gerisini getiremiyorum…
Bulamıyorum sen’den başka...
Sen’den öncesi de yok sonrası da…
Yalnızca belleğimde sen…
‘’Sen’’diyorum ve susuyorum…
Söylenebilecek tüm sözler korkup kaçıyor sen’den…
Ya sen’den sonrasına yakışmazlarsa…
Evet!
Bilmiyorum sen’den başka bir sen…
Kalbimde sen…
Ruhumda sen…
Dilimde sen…
Duamda sen…
Her yer böylesi sen’ken neden?
Neden sensizim ben?
Neden?

SANA SEVGİM'İ BİR ÖMÜR MUHAFAZA EDERİM YETER Kİ SANA OLAN NEFRET'İMDEN KURTULAYIM...

Çok garip geliyor şu an ,aslında hep bildiğim o gerçek; HİÇ SEVMEDİĞİN BENİ….Özünde hep bildiğim ve sıklıkla kendi kendime ve hatta sana tekrarladığım bir şeydi aslında ama şu an bunu kanıtlayan tüm tavırların daha doğrusu tavırsızlıkların,içimde gizliden gizliye daima taşıdığım yanılma ihtimalimin umudunu tamamen yok ettiği için olsa gerek,garip geliyor..

Nasıl Bir Sevgi

Sevgi insanın en derin ve en yoğun olarak hissedebildiği duygulardan biridir. Aynı zamanda da Allah'ın dünya hayatında yarattığı en güzel, en büyük nimetlerdendir. Insan Allah'ın yarattığı maddi manevi tüm nimetlerden çok büyük zevk alır, güzel bir manzara, güzel bir ev, etkileyici bir müzik, estetik hazırlanmış bir sofra, bunların hepsi insan ruhunda büyük bir coşkuya neden olur. Ancak hiçbiri sevgiden alınan zevklerin yerini tutmaz.

İnsanların birbirlerine duydukları sevgi iki ayrı amaca göre şekil alır. Birincisi, samimi ve Allah rızasına dayalı sevgi; ikincisi ise samimiyetten uzak menfaate dayalı bir sevgi. Dünya hayatında insanın önündeki iki ayrı yolun sonuçları ise şöyledir: iman edip Allah'tan bu eşsiz nimete dünyada ve ahirette en güzel şekilde sahip olmak ya da sevgi maskesi altında insanları kendi menfaatleri için kullanıp böylesine güzel bir nimetten uzak, sıkıntılı bir hayat sürmektir.

Samimi Sevgi mi?

Çaresizlik

Çok sevdim ve hala çok seviyorum,ama öyle bir an geldi ki tıkandım çaresiz kaldım,insanın içini dökebileceği bir arkadaşının veya dostunun olmaması ne kötü,sonra bu siteyi gördüm,içimi dökebileceğim insanlar buldum galiba dedim.
Eşimle uzun yıllar bi tanışma sürecinin ardından evlendik, büyük bir aşkla çok seviyoruz birbirimizi,ben bir gün eşimin bana söylediği yalanla sarsıldım, ufak bir kumar ama kumarın ufağı nasıl olur onuda bilmiyorum,biraz sert bi tepki gösterdim,(düğündeki takılarımı sattık bu yüzden ama önemli değildi benim için, dünya malı ondan daha değerli olamazdı ve hatasız kulda olmaz)söz verdi bir daha olmayacağına,sonra ikinci defa gene söyledi gene affettim ve gayet yumuşak davrandım,sonra üçüncü defa gene yaptı aynını ve bu defa daha büyük ve boyumuzu aşan bir borç yüküyle,nasıl davransam bilemedim,bana söylediğinde çok kötüydü yüzüme bakamamıştı kendisinin bana layık olmadığını, benim bunları haketmediğimi söyledi,yüreğim onun böyle oluşuna dayanamadı affettim.

Bir KIVILCIM

bir kıvılcım YANGINA sebeb olurmus
YANGIN felaketin habercisiydi
ben biliyordum
sense inatla tersini idda ediyordun

kıvılcım öylece kala kaldı
nereye gitseydi
ilerisi karanlık
gerisi bosluk
yolu uzundu

sönmemek icin zemin arıyordu
ama akan zaman ve atılmamıs adımlar onu yorgun düsürmüstü
gel görki uzaklardaki YANGIN haberi yerine ulasmamıstı
cünkü sadece sözler vardı
ne anılar nede umut birikimi
gidis gelisler vardi

Dost Dediğin

Dost Dediğin

Sevilecek biri olmadığı zamanlarda bile seni sevmeli

Sarılacak biri olmadığı zamanlarda bile sana sarılmalı

Dayanılmaz olduğun zamanlarda bile sana dayanmalı

Dost dediğin fanatik olmalı

Bütün dünya seni üzdüğünde sana moral vermeli

Güzel haberler aldığında seninle dans etmeli

Ve ağladığında seninle ağlamalı

Ama hepsinden daha çok, dost matematiksel olmalı

Sevince çarpmalı

Üzüntüyü bölüşmeli

Geçmişi çıkartmalı

Yarını toplamalı

Kalbinin derinliklerindeki ihtiyacı hesaplamalı

Ve her zaman bütün parçalardan daha büyük olmalı

İşi bitince bir tarafa atmamalı...

dostunuz var mı? düşünün

ALINTIDIR.

Sakın kimseye 'Seni seviyorum' demeyin

Bugün sizden bir şey isteyeceğim. Sakın kimseye ''Seni seviyorum'' demeyin.

Lütfen. Kullanmayın artık bu sözü. Başka bir şey deyin birbirinize onun yerine. Duygularınıza daha denk düşen bir şey... Benim aklıma gelmiyor ama siz bulursunuz. Ne de olsa sizin duygularınız...

Hayır, içini dolduracaksanız ''Seni seviyorum''un, bir diyeceğim yok.
Ama umudum da yok.

''Seni seviyorum'' öyle ''Kendine iyi bak'' gibi bir söz değildir. Laf olsun diye söylenen...

Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde hakkını vereceksiniz.

Bir kere onu gerçekten seviyor olmanız lazım. Yani öyle dokununca geçiverecek arzularla falan karıştırmayacaksınız.

Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, o biri en az tuttuğunuz takım kadar önemli olacak hayatınızda.!!!!!!!!!!!!!

Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, bir saat eksik uyumayı göze alabileceksiniz!!! onu daha çok görmek uğruna.

Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, elini tutmak da önemli olacak başka şeyler kadar.

Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, ''Sevgilimsin'' de demiş olduğunuzu bileceksiniz.

Ben Böyle Biriyim

Sana hayatındaki sorunlar, şüpheler veya korkularınla ilgili çözümler sunamam....
Ama seni dinleyebilir ve senle beraber cevaplarını araştırabiliriz.

Geçmişini acılarını ve hayalkırıklıklarını değiştiremem ne de gelecekte olacakları...
Ama yardım etmek için her zaman yanında olabilirim.

Ayağının kaymasını engelleyemem...
Ama düşmemen için ve tutunman için sana elimi uzatabilirim.

Eğlencelerin, zaferlerin, başarıların ve mutluluğun benim değil..
Ama bunlar neşe içinde seninle paylaşabilirim.

Hayatta yapman için aldığın kararlar benim değil, yargıların da...
Ama sana destek olabilirim, cesaret verebilirim ve istediğinde yardım edebilirim.

Yollarımızın, değerlerimizin, ikimizin ayrı düşmesini engelleyemem...
Ama senin için dua edebilir, seninle konuşabilir ve seni bekleyebilirim

Kalbinin kırılmasını ve acı çekmeni önleyemem..
Ama parçaları toplamak, kırıkları yerine koymak için yardım edebilir ve seninle birlikte ağlayabilirim

Sana kim olduğumu söyleyemem...
Ama seni sevebilir ve dostun olabilirim..

Ben Böyle Biriyim

Kimse bilmeyecek...

Ömrüm artacak seni sevdikçe
Baharlardan koparılmış
Bir gülüşün olacak ince
Kimse bilmeyecek

Bütün saadeti evinde bulduğunu
Benim bildiğim kadar
Senin kalbini, ruhunu
Kimse bilmeyecek

Birlikte tutacak dişimiz, başımız
Bölüşeceğiz ağrılarını dünyanın
Böyle akacak hayat savaşımız
Kimse bilmeyecek

Bizden iyilik öğrenecek insanlar
Duygudan, düşünceden büyüteceğiz çocuklarımızı
İçmizden akacak zamanlar
Kimse bilmeyecek...

Oğuz Kazım Atok

Yanmayan bir ampülden nasıl mutlu olunur...

Mutluluğu yakalamak öyle kolay ki!
Sorun çıkarmak yerine, sorunlardan mutluluk çıkarmak.........

Kadın, akşam yemeği için masayı hazırlamak ve salata yapmak üzere mutfağa girerken elektrik düğmesine bastı. Işığın yanmasıyla sönmesi bir oldu. Birkaç kez bastı düğmeye, yok, yanmadı. " Galiba ampul yandı " diye düşündü. Hemen bir ampul bulup değiştirdi, yine yanmadı. Yapacak başka bir şeyi yoktu. Bu işlerde de o kadar beceriksizdi ki, öyle anlatılır gibi değil. Anahtar sıkışan bir kapı kilidini açmak, radyoda aradığı bir istasyonu bulmak, ocağın tüpünü değiştirmek onun için oldukça zordu. O nedenle şansını zorlamadı, yanmayan ampulle uğraşmaktan vazgeçti. Aspiratörün ışığını yaktı. Yarı aydınlık mutfakta çalışmaya başladı. Nasıl olsa az sonra eşi gelir ve gerekeni yapardı. Eşi, tüm onarım işlerinde çok iyiydi. Ancak birazcık ihmalkârdı ve de unutkan, hatta çok... " O, bıçağa sap takıncaya kadar, hıyarın vakti geçer." di.

Salatayı yaptı, yemek masasını hazırladı. Derken eşi geldi; yarı aydınlık mutfağa girince, mutfak lâmbasına baktı. Kadın :

Söylenmemiş sevgi sözleri neyi erteliyor?

Sevdiğinize, eşinize nasıl hitap edersiniz? Şefkat mi daha ağır basar, merhamet mi? Sevgi mi eklersiniz, emir kipinde nefret mi? Sesinize eklenti olarak ne gönderirsiniz. Her ifade edişiniz, her sesiniz bir feryat olarak mı çıkar?

Sevgiyi bulmak kolay, zor olan onu elinde tutabilmek. Sevgiyi duyabilmekle işin halledildiğini zannedenler aldanıyor. Zira iş bitmiyor belki asıl o zaman başlıyor.

Herkes sevgiden bahsediyor. Ama çoğunun gerçek sevgi ile zerre kadar bir ilgisi yok. Güya “aşk”la birbirine bağlanan bazı çiftler bir bakıyorsunuz çok geçmeden “şiddetli geçimsizlik” nedeniyle ayrılıyor. Ne kadar şişirilirse şişirilsin, ne kadar reklam cümleleriyle galeyena getirilirse getirilsin özünde ısmarlamalık ve ruhsuzluk hakimse, modern sevgiler uçucu parfüm kokusu gibi geçici oluyor ve ardında derin bir pişmanlık bırakıyor.

Irmak ile Deniz

Kime bakar sızan bedendeki göz? Eli-kolu tutar mı sarhoşun? Siz cevabı düşünedurun, ırmak yollara düşmüş, akıp durmada. Ama dedik ya, sızmış... Gözceğizi, kimbilir, hangi sırra bakmada. Deniz, seslenmiş deli ırmağa:

“-Ey yalpalaya yalpalaya giderken, çamurlara gömülüp ağlayan garip! Yardan düşmüş, ama Yâr'dan ayrı düşmemişlerin sığınışındaki aşkı anlat bana! Gel bana doğru... Ve gelirken, hadi arz-ı hâl eyle...”

Duymazdan gelmiş ırmak... Sanki, denizin sesini hiç işitmemiş gibi, kendi hâlinde, bir o yana bir bu yana, döne döne ilerlemeye devam etmiş. Deniz, birkaç kere daha seslenecek olmuş, ama ırmak aynı umursamazlıkta akmayı sürdürmüş. Deniz, gülümseyerek seyretmiş, bu başı dumanlı, bedeni yaralı ırmağı... Bir süre sonra, tekrar seslenmiş:

“-Ey kıvrıla kıvrıla giderken, bin türlü kıyıya, milyonlarca taşa baş vurmuş olan ırmak! Yardan düşmüş, ama Yâr'dan ayrı düşmemişlerin sığınışındaki aşkı anlat bana! Gel bana doğru... Ve gelirken, hadi arz-ı hâl eyle...”

Yetişkinlerin Çocuklarla Oyun Oynaması

İslam ümmetinin önderi olan Rasûlüllah'ın (s.a.v.), çocuklarla birlikte oyun oynadığını gösteren birkaç hadis sunmak istiyoruz. Tabiî Hz. Peygamber'in (s.a.v.), ana babaları ve yetişkinleri eğitmek, onların da kendisine uyarak çocuklarıyla beraber oynamalarını sağlamak için bunu yaptığını biliyoruz.

Konuyla ilgili rivayetler şunlardır:

a) Ebu Eyyûb Ensârî anlatıyor: Rasûlüllah'ın (s.a.v.) yanına girmiştim. Hasan ile Hüseyin Hz. Peygamber'in (s.a.v.) önünde ya da kucağında oynuyorlardı. Ben:

- Onları seviyor musun ya Rasûlallah? dedim. Bunun üzerine O:

- Nasıl sevmem onları? Onlar benim dünya fesleğenlerimdir; onları koklarım, buyurdu. (621)

b) Ömer b. Hattab diyor ki: Hasan ile Hüseyin'i Peygamber'in (s.a.v.) iki omuzunda gördüm. Ben:

- Altınızdaki at ne güzel! dedim. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.):

- Ne güzel atlıdır onlar! buyurdu. (622)

Anket

Powered by Drupal - Design by artinet