| Açılış Sayfası Yap | | | (ctrl+D) Favorilere Ekle |
Keskin Bıçak, Namı diğer SEVGİ
Sevgi, Allah'ın insanlara verdiği en büyük nimetlerden biridir. Her insan hayatı boyunca çok sevdiği, güvendiği, yakın hissettiği kişilerle birlikte olmak ister. Allah'ın verdiği nimetlerin birçoğu, asıl değerini, gerçek sevgilerin ve dostlukların yaşandığı ortamlarda bulur.
Örneğin, gördüğü güzel bir manzaradan zevk alan bir insan, duyduğu heyecanı sevdiği biriyle paylaşmak ister. Aynı şekilde en muhteşem ziyafet sofrası ya da en güzel, en şatafatlı ev bile, tek başınayken bir insana çok fazla çekici gelmeyebilir.
- 7 yorum
- Devamını oku
- 1952 okuma
Keşke...

Teypte eski bir Cohen şarkısı: "Yolumu gözleyen bir kadını terk ettim / karşılaştık bir süre sonra /
‘Gözlerinin feri sönmüş’ dedi bana: / ‘Aşkım, ne oldu sana?’/
Böyle gerçeği söyleyince / ben de doğru söylemeye çalıştım ona /
‘Senin güzelliğine ne olduysa’ dedim, / ‘benim gözlerime de o oldu’.
***
8 - 10 dizeye sıkışmış hazin bir aşk hikayesi...
Buruk; kırılmış oyuncaklar kadar...
Ve yenik; "keşke"li cümleler gibi...
Bu sözcüğü kaç konuşmanızın başına eklemişseniz onca ıskalamışsınızdır hayatı...
Dört mevsimlik bir sene olsa ömür, "keşke", onun güzüne denk gelir.
Hepten vazgeçmek için erkendir, telafi etmek için geç...
Mağlubiyetin takısıdır "keşke"...
Kaçırılmış fırsatların, bastırılmış duyguların, harcanmış hayatların, boşa yaşanmış ya da hakkıyla yaşanamamış yılların, gecikmiş itirafların ağıtıdır.
- 4 yorum
- Devamını oku
- 359 okuma
Evleniyoruz Düğünümüz Var!..
Evlenmek hayatımızın dönüm noktalarından biri. Öyle bir nokta ki, bütünümüze kavuşma–birleşme, birbirini tamamlama süreci. Böylesi önemli noktaya gelmeden önce yaşanan süreçte farkındalığımızı arttırmalıyız. Öteki yarımızı bulma bu hayattaki en hassas, bir o kadar da zor bir imtihan dönemidir. Olumsuz bir süreçse sabır, güzel bir birliktelik ise daimi şükür isteyen bir imtihan.
Atalarımız “huyu huyuma, boyu boyuma” boşuna dememişler.
Efendimiz (a.s.m.), şu tavsiyede bulunur bizlere:
“Üç şeyi geciktirmeyin. Vakti gelince namazı, hazır olunca cenazeyi ve denk birini bulunca bekârı evlendirmeyi.” Yine bir başka hadis-i şerifinde; “Zürriyetiniz için iyisini seçin! Küfüv (denk) olanlarla evlenin ve evlâdınızı küfüv olanlarla evlendirin!” buyurur.
- 1 yorum
- Devamını oku
- 355 okuma
Gençlik, Evlilik, Aile...
Özellikle son yıllarda pozitivist anlayış, insanı inançlardan ve ahiret bilincinden uzaklaştırmıştır. Günümüzde birçok değer yargısı değişmiş ve ahlâkî bir erozyon hızla devam etmektedir. Dünyevîleşen insanın elinden tutulup Rabbiyle buluşturulması ve tekrar ona ahiret bilincinin verilmesi gerekmektedir. Her türlü kötülüğün temelinde inançsızlık vardır. Özellikle ahiret bilincinden uzaklaşan insanlar, daha kolay kötülük yapabilmekte ve günah işlemektedirler.
Dünyevîleşme gün geçtikçe artmakta, insan zevk peşinde koşmaya başlamakta ve sadece tatmin arayışına girmektedir. Dünyevîleşen günümüz insanı, nefsini tatmin için her türlü yola başvurmaktadır. Zevk ve sefa toplum sağlığını tehdit eder bir boyuta ulaşmıştır. Zevk kültürü, insanlar arası ilişkileri bir mücadele zemininde ele almaktadır.
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 323 okuma
BIRAKTIM umudun YAKASINI ...

söyle bir düsündüm hayatimi
bir serit gibi önümden gecmedi
parca parca anilar
eksik var
HANI nerde mutlulugun yankisi ?
HANI nerde güler yüzlerin selami ?
YOK iste...
unuttuklarimami karistilar
nereye kayboldular
hatirlamiyorum
gerige baktigimda bir avuc dolu hüzün
kaynasamadigim hatiralar sararken etrafimi
bir kac isik dilsiz hayallerime atarak
baktim kuyu ayni kuyu
- 3 yorum
- Devamını oku
- 454 okuma
Aç ellerini Yâr...
Durup dinlediğim sessizliğindi önce...
İncinmiş yanlarından tanımıştım seni.
İç’im yanmıştı kapının arkasına çömelip ellerinin başının arasına aldığında
Sözcüklerine bağladım tebessümü Yâr...
Yürünesi yollar kapanası olduğunda kanadı yitik turnalar gördüm rüyamda...
Korkular sobeledi ömrümü çıkmazlarda...
Akordu bozuldu ömrümün...
Sustu(n).... zayii oldum...
Ellerimi cebime koydum, hüzün bulaştı parmaklarıma...
Poyrazın zulmune takıldı uçurtmalarım...
Yüreğim(n)e takıldı ayaklarım.
Düş’tüm; dizleri kanadı kısa pantolonlu çocukluğumun...
Cân’ımı yaktı masallar...
İltica ettiği ülkeden sınırdışı edilmiş olmanın hüznü ile açtım ellerimi Yıldızların Sahibine...
Bir yaş düştü iç’ime...
Ardından bir kelam dilime....
La Tâknatu ... La Tâknatu minAllah...
Düş’tüm kuyuların dibine... ama hiç düşmedim zifiri karanlık ümitsizliğe Yâr ...
- 1 yorum
- Devamını oku
- 634 okuma
Hüznü Çalan Mevsimler
Ben hüzne çalan mevsimler yaşarken
Sen hüznü çalan mevsimler yaşadın
Yaşadığın mevsimler hüznü çalıp durdu hep
Bir kapı aralığından usulca süzülen
Sessiz bir rüzgar gibi
Alıp götürdü seni sensizliği
Kaderimizdi hüzün
Birlikte paylaşmıştık hüzne dair ne varsa
Karanfiller hüzün kokuyordu
Güller hüzün...
Ve mahzun bakıyordu Lalezar
Zaman hüzünle akıyordu
Hüzünlü geçiyordu ömür
Hüzne teğet geçiyordu kutsal bildiğimiz ne varsa
Biz hüzne ayarlanmıştık
Şarkılar hüznü mırıldanıyordu
Ve hüznü çalıp duruyordu mevsimler
Bir kapı aralığından usulca süzülen
Sessiz bir rüzgar gibi
Ağır aksak çarpan yüreğime
Seni sensizliği öğütlüyordu
Ben hüzne çalan mevsimlerde yaşarken
Sen hüznü çalan mevsimler yaşadın hep
Hüzün kaderimizdi.
- 2 yorum
- 498 okuma
Susuyorum
Yangın yeri gözlerinden düşen kıvılcımlarla tutuştu yüreğim…
Önce ağlayan, sonra çığlık çığlık susan bir ben çıktı karşına…
Ellerimde titrek harfler dolanıyor…
Parmak uçlarım buz kesmiş…
Nefesim öyle yetersiz ki; ısıtamıyorum ellerimi…
Yüzümde geceden kalma gözyaşlarımın izleri geziniyor…
Her biri derin bir boşluk oluşturmuş…
Ellerimi üzerinde gezindirirken parmaklarım kanamaya başlıyor…
Her yanı kan kokusu sarıyor sevgili…
Aşkım kan ağlıyor…
Ben kan susuyorum…
Sen kan sunuyorsun…
- 2 yorum
- Devamını oku
- 633 okuma
SEN...
Sen deyince bildiğim bütün sözler uçuyor hafızamdan.
‘’Sen’’ diyorum gerisini getiremiyorum…
Bulamıyorum sen’den başka...
Sen’den öncesi de yok sonrası da…
Yalnızca belleğimde sen…
‘’Sen’’diyorum ve susuyorum…
Söylenebilecek tüm sözler korkup kaçıyor sen’den…
Ya sen’den sonrasına yakışmazlarsa…
Evet!
Bilmiyorum sen’den başka bir sen…
Kalbimde sen…
Ruhumda sen…
Dilimde sen…
Duamda sen…
Her yer böylesi sen’ken neden?
Neden sensizim ben?
Neden?
- 1 yorum
- Devamını oku
- 748 okuma
Nasıl Bir Sevgi
Sevgi insanın en derin ve en yoğun olarak hissedebildiği duygulardan biridir. Aynı zamanda da Allah'ın dünya hayatında yarattığı en güzel, en büyük nimetlerdendir. Insan Allah'ın yarattığı maddi manevi tüm nimetlerden çok büyük zevk alır, güzel bir manzara, güzel bir ev, etkileyici bir müzik, estetik hazırlanmış bir sofra, bunların hepsi insan ruhunda büyük bir coşkuya neden olur. Ancak hiçbiri sevgiden alınan zevklerin yerini tutmaz.
İnsanların birbirlerine duydukları sevgi iki ayrı amaca göre şekil alır. Birincisi, samimi ve Allah rızasına dayalı sevgi; ikincisi ise samimiyetten uzak menfaate dayalı bir sevgi. Dünya hayatında insanın önündeki iki ayrı yolun sonuçları ise şöyledir: iman edip Allah'tan bu eşsiz nimete dünyada ve ahirette en güzel şekilde sahip olmak ya da sevgi maskesi altında insanları kendi menfaatleri için kullanıp böylesine güzel bir nimetten uzak, sıkıntılı bir hayat sürmektir.
Samimi Sevgi mi?
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 897 okuma
Söylemediklerimi İşitin Lütfen
bana aldanmayın!
Yüzüm bir maskedir,
Sizi aldatmasın.
Binlerce maskem var.
Çıkarmaya korktuğum.
Ve, hiç biri ben değilim...
Olmadığımı göstermek
İkinci doğam oldu.
'kendinden emin biri' dersiniz,
sanki güllük gülistanlık
benim için herşey...
adım güven belirtir.
Ve,
Oyunumun adı
Ağırbaşlılıktır.
İçimde ve dışımda denizler sakin,
Herşeyin kumandanı ben...
Fakat, inanmayın bana,
Lütfen!..
Herşey dışta düzgün ve cilalı,
Hiç yıpranmayan, her zaman saklayan
O maske!..
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 769 okuma
Bir KIVILCIM
bir kıvılcım YANGINA sebeb olurmus
YANGIN felaketin habercisiydi
ben biliyordum
sense inatla tersini idda ediyordun
kıvılcım öylece kala kaldı
nereye gitseydi
ilerisi karanlık
gerisi bosluk
yolu uzundu
sönmemek icin zemin arıyordu
ama akan zaman ve atılmamıs adımlar onu yorgun düsürmüstü
gel görki uzaklardaki YANGIN haberi yerine ulasmamıstı
cünkü sadece sözler vardı
ne anılar nede umut birikimi
gidis gelisler vardi
- 4 yorum
- Devamını oku
- 833 okuma
Şimdilik avuçlarıma alamıyorum gül'ü
/şimdilik avuçlarıma alamıyorum gülü,
dikenlerini avuçlayabiliyorum.
razı oluyorum can’ımın yanmasına;
can’ımı yakıyorum avuçlarımı sıkarak…/
ey benim sîne-i nurum,
ey benim nûr-u aynım,
ey benim sabrı cemîl’im,
ey avuçlarımı dikenlerine rağmen kendine toprak bildiğim gül’üm,
şimdilerde yakubî bir soluktur içime çektiğim,
dilimin kıyısına dokunan, bir baba yüreğinin niyazı kadar beyaz;
“artık bana güzel bir sabır yakışır!”
dilim, yusuf’umu besleyen bir dua için dokunur söze.
bir yusuf kuyumda ağlar, arşta yükselirken adı
bir yusuf nazarımdaki kıymetini bilmez, eza olurken ahvali sol yanıma…
bir yusuf, yusufluğunu bilmez;
ve ben korkarım bir hasetlik canına dokunur yusuf’un diye…
ben korkarım karanlık eza olur yüreğe diye…
ey benim derûnumdaki sevda,
yarınlarıma dair hüsn-ü zannım,
hatrına niyaza dokunur dilim her dem,
hatrına yüreğim buruk heyecanlar yaşar doğan günle,
hatrına boyun bükerim sevgili’ye,
hatırı sayılır olurum diye yar nazarında..
- 3 yorum
- Devamını oku
- 1005 okuma
Söylenmemiş sevgi sözleri neyi erteliyor?
Sevdiğinize, eşinize nasıl hitap edersiniz? Şefkat mi daha ağır basar, merhamet mi? Sevgi mi eklersiniz, emir kipinde nefret mi? Sesinize eklenti olarak ne gönderirsiniz. Her ifade edişiniz, her sesiniz bir feryat olarak mı çıkar?
Sevgiyi bulmak kolay, zor olan onu elinde tutabilmek. Sevgiyi duyabilmekle işin halledildiğini zannedenler aldanıyor. Zira iş bitmiyor belki asıl o zaman başlıyor.
Herkes sevgiden bahsediyor. Ama çoğunun gerçek sevgi ile zerre kadar bir ilgisi yok. Güya “aşk”la birbirine bağlanan bazı çiftler bir bakıyorsunuz çok geçmeden “şiddetli geçimsizlik” nedeniyle ayrılıyor. Ne kadar şişirilirse şişirilsin, ne kadar reklam cümleleriyle galeyena getirilirse getirilsin özünde ısmarlamalık ve ruhsuzluk hakimse, modern sevgiler uçucu parfüm kokusu gibi geçici oluyor ve ardında derin bir pişmanlık bırakıyor.
- 1 yorum
- Devamını oku
- 1321 okuma
Kalbin dili...
Hiçbir şey gönlümde büyüttüğüm kadar saf değil. Hiçbir şey senin kadar masum değil içimde ki çocuk. Kim demiş sadece dumanlı dağlara kar yağar diye. Tüm karlar gönlüme yağar asıl. Ardından buzullar oluşur eteklerimde. İlmek ilmek dokunur damarlarıma simsiyah sözcükler. Her kelime dağ olur gönlümde. Her kar tanesi bir aşk türküsü… Notaları yoktur bu türkünün. Bu türkünün notaları ikinci cemre düşende gönle, yeniden bestelenir.
‘’Aşk ebruli bir tebessümdür kalbime.’’
Sonrası mı ?
Koyu bir sessizlik.
Ardı sıra bir yıldız kayması…
Yürek patlaması.
- 1 yorum
- Devamını oku
- 1466 okuma
Dokunsalar AĞLAYACAĞIM...
'İyi' demek adettendir ya !
'İyiyim' dedim…
Değilim...
Anlatılması zor bir duygu içimde ki..
Her harf
Her kelime
Ve her cümle, olduğundan ya çok basit ya da daha
karmaşık bir hale getiriyor dilime getiremediklerimi.
Birgün konuşmayı unutmak, sadece susmak istiyorum..
Birgün susmayı unutmak, olur olmaz konuşmak istiyorum...
'Kime, neye konuşursan konuş' diyorum…
Yeter ki susma!
Hiçbir söz yetmiyor, beni 'bana' anlatmama…
Dinleyemiyorum kendimi, acımadan içim…
Dokunsalar ağlayacağım bir ömür boyu…
Ve değseler hüznüme, döküleceğim parça parça…
- 9 yorum
- Devamını oku
- 1960 okuma
Irmak ile Deniz
Kime bakar sızan bedendeki göz? Eli-kolu tutar mı sarhoşun? Siz cevabı düşünedurun, ırmak yollara düşmüş, akıp durmada. Ama dedik ya, sızmış... Gözceğizi, kimbilir, hangi sırra bakmada. Deniz, seslenmiş deli ırmağa:
“-Ey yalpalaya yalpalaya giderken, çamurlara gömülüp ağlayan garip! Yardan düşmüş, ama Yâr'dan ayrı düşmemişlerin sığınışındaki aşkı anlat bana! Gel bana doğru... Ve gelirken, hadi arz-ı hâl eyle...”
Duymazdan gelmiş ırmak... Sanki, denizin sesini hiç işitmemiş gibi, kendi hâlinde, bir o yana bir bu yana, döne döne ilerlemeye devam etmiş. Deniz, birkaç kere daha seslenecek olmuş, ama ırmak aynı umursamazlıkta akmayı sürdürmüş. Deniz, gülümseyerek seyretmiş, bu başı dumanlı, bedeni yaralı ırmağı... Bir süre sonra, tekrar seslenmiş:
“-Ey kıvrıla kıvrıla giderken, bin türlü kıyıya, milyonlarca taşa baş vurmuş olan ırmak! Yardan düşmüş, ama Yâr'dan ayrı düşmemişlerin sığınışındaki aşkı anlat bana! Gel bana doğru... Ve gelirken, hadi arz-ı hâl eyle...”
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 1315 okuma
Sıkı Tut Yüreğini
Düşmek; bazen bir daha kalkamamaktır.
Bazen de, daha iyi kalkmak toparlanmak, eskisinden daha diri olmaktır ruh için.Elbet beden düşecek toprağa tıpkı bir yaprak gibi.
Bir kıvılcım gibi söner bedenler.Elbet bedenler toprak olur.
Ya düşen yürekse ve ruhumuzsa ne olur?
Yaşamın pırıltılarında esir ettiğimiz sımsıkı tutamadığımız yüreğimiz ne olur,ah yürekler ne olur?
Tutabilmek hayatı ve tutunabilmek biryerlere... Sımsıkı tut yüreğini ki tutundum diyebildiğin birşeyin olsun. Her insanın en çok aşina olduğu kadar bir o kadar uzak olduğu menzil değilmidir yüreğimiz ?
- 1 yorum
- Devamını oku
- 1119 okuma
Sevgi Üç Türlüdür
“Masumi Toyotome diye bir Japon yazmış. "Dünyada sevilmek istemeyen kişi yok gibidir" diye başlıyor.
- "Ama sevgi nedir, nerede bulunur, biliyormuyuz?" diye soruyor...Sonra anlatmaya başlıyor:
- "Sevgi üç türlüdür!.."
Birincinin adı "Eğer" türü sevgi!.. Belli beklentileri karşılarsak bize verilecek sevgiye bu adı takmış yazar..
Örnekler veriyor: Eğer iyi olursan baban, annen seni sever. Eğer başarılı ve önemli kişi olursan, seni severim. Eğer eş olarak benim beklentilerimi karşılarsan seni severim. Toyotome "En çok rastlanan sevgi türü budur" diyor. Bir şarta bağlı sevgi.. Karşılık bekleyen sevgi.. "Sevenin,istediği birşeyin sağlanması karşılığı olarak vaad edilen bir sevgi türüdür bu" diyor yazar..
- "Nedeni ve şekli bakımından bencildir. Amacı sevgi, karşılığı bir şey kazanmaktır." Yazara göre evliliklerin pek çoğu "Eğer" türü sevgi üzerine kurulduğu için çabuk yıkılıyor. Gençler birbirlerinin o anki gerçek hallerine değil, hayallerindeki abartılmış romantik görüntüsüne aşık oluyor ve beklentilere giriyorlar. Beklentiler gerçekleşmediğinde de, düşkırıklıkları başlıyor. Sevgi giderek nefrete dönüşüyor. En saf olması gereken anne baba sevgisinde bile "Eğer" türüne rastlanıyor.
- 4 yorum
- Devamını oku
- 1298 okuma
Uçamayan Kuşlarımız
“Yalnızlık neden ağır gelir, hiç düşündünüz mü? Neden ağır gelir sevgisizlik?
Yaşam, kim ne derse desin, çok ağır yüklerle doludur. Her geçen gün dolup taşan bir sistem var her bedende; her yürek ise, sanırım bu alışverişin odak noktası. İşte bu odak noktasının, bedende garip bir ağırlığı, garip bir yönetimi var gibi. Çünkü, yükler ağırlaştığında, hatta dolup taştığında, beden de ağırlaşır, hastalanır, hatta yaşam kararır. Puslu görünür tüm ekran. Karamsar bakış, taşan yüklerle, etrafa akar. Ve siz, bu taşmadan giderek artan bir mutsuzluk duymaya devam edersiniz. Tüm bu ağırlığın altında ezilen insan hep yorgun, ruh hep bitkindir.
Sevgisizliğin garip bir ağırlığı vardır. O ağırlaştıkça, beden de ağırlaşır. Nefretin bile, bir doğuşu vardır.
- 3 yorum
- Devamını oku
- 1018 okuma
Sitemizi Favorilere Ekle
Konuyu Favorilere Ekle
Baslangic sayfasi yap