Giriş Sayfası Yap Açılış Sayfası Yap  | (ctrl+D)   Favorilere Ekle  Sık Kullanılanlara Ekle

Iletişim

Aşırı endişe duygusu

Sekiz yaşında bir erkek çocuğu sürekli kâbus görmekte ve aşırı derecede tedbirli davranmaktadır. Caddede karşıdan karşıya geçmek bile olay haline gelmiştir. Geceleri odasının lambasını açık bırakmaktadır. Anne ve babası durumdan çok rahatsızdır, çünkü çocuk birkaç ay sonra izci kampına gidecektir.

Konuş

Anne ve babası kendisini korkutan şeyler hakkında konuşması için çocuğu teşvik edebilir ve onunla kendilerinin çocukken yaşadıkları benzer deneyimlerini onunla paylaşabilir. Onların yardımıyla çocuk birkaç ay önce meydana gelen dedesinin ölüm olayı hakkında konuşmaya başlar. Anababa bu olayın çocukta hayaletler ve ölüm korkusunu başlattığını ortaya çıkarır.

Düşün

Bu aşamada anababa çocuğa şöyle yardım edebilir:

- dedesiyle ilgili özel anılarının bir listesini yapmak
- dedesi odasında bir hayaletle karşılaşsa ne yapardı
- kendisini güvende hissedebilmesi için yardımcı olan insanları düşünüp ölüm korkusunu unutmak

Harekete geç

Uzun süreli hedef: izci kampına gitmek Kısa süreli hedefler:

Destek olma

Her ne kadar arka plana çekilmeye ve çocuğumuzun kendi sorununa kendi çözümlerini getirmesi gerektiğine karar versek de, ona destek olmak gibi çok önemli bir rolümüz de vardır. Onu teşvik edebilir, ağlaması için omuzumuzu hazır tutabilir ya da onu kutlamak veya başarısını paylaşmak için bir kenarda beklediğimizi söyleyebiliriz.

Umarım çocuğunuzla olan ilişkiniz ona, onu desteklediğiniz ve sonuç ne olursa olsun yanlarında olduğunuz gibi bir izlenim veriyordur; fakat acaba o buna yürekten inanıyor mu? Çocuklar bir sorunları olduğu zaman, bazen bizlerin hep yanlarında olduğumuzu unutuverirler. Bu durum, özellikle de herkesin kolaylıkla çözebildiğine inandıkları bir sorunu çözemediklerinde ve bu nedenle kendilerini "aptal" hissettiklerinde geçerlidir. (Ayakkabılarının bağcıklarını bağlamaları için verdiğiniz mücadeleyi anımsıyor musunuz?)

Bu nedenle, çocuğunuz herhangi bir sorunu çözmeye çalışırken, ona destek olduğunuzu açıklıkla ifade edip etmediğinizi kendinize sorun. Örneğin:

Pozitif olma

Çocuklarınızın okul yılları boyunca (ve ilerideki yıllarda) sıkıcı bulabilecekleri (eminim dinleyenler için de aynı şey geçerlidir) konular da dahil olmak üzere her konuda konuşma yapmaları gerekir. Bu yüzden, onlara bu tür fırsatları, becerilerini pozitif sunular yapmak için değerlendirmelerini önerebilirsiniz. Böylelikle, herhangi bir konuda konuşurken, kendilerine güvenerek konuyu çok daha ilginç bir hale getirebilir. Televizyondan iyi örnekler göstererek, şu tür özellikleri taşıyan konuşmacıları dinlemenin ne kadar zevkli ve ilginç olduğunu vurgulayın:

a) gülümsemek ve rahat görünmek

b) güçlü ve canlı bir ses tonuyla konuşmak

c) kullanılan sözcükler ve bakışlarla dinleyenlerle iletişim kurabilmek ve bundan zevk almak

d) konuşmaya pozitif bir mesajla başlayıp, bitirmek ("Fazla zamanınızı alıp sizleri sıkmayacağım" ya da "Artık beni dinlemekten bıkmışsınızdır." gibi kendinizi küçük gören ifadeler kullanmayın.)

Hazırlık yapma

Çocuklarınızı, güzel konuşan insanların bile, toplum önünde konuşma yaparken kendilerine güvenemeyebilecekleri konusunda ikna edin. Kendine güvenen insanların büyük çoğunluğu "konuşmadan önce düşünür" ve yapacakları herhangi bir konuşmadan önce ellerinden geldiğince çok hazırlık yapar. Bu nedenle çocuklarınızı hazırlık yapmaya ne kadar erken yaşta alıştırırsanız, o kadar iyi olur.

Çocuğunuzun okuldaki öğretmeninin bu konuda her şeyi yapacağına güvenmeyin, ister, sınıfta geçmiş yaz tatili hakkında konuşacak olsun, ister bir araştırma projesinin sunusunu yapacak olsun, şu konularda onları teşvik etmek (ya da öğretmek) için yeterince zaman ayırın:

a) konusu hakkında ciddi ve yaratıcı bir biçimde düşünmeli
b) dinleyicilerinin gereksinimlerini ve ilgilerini göz önünde bulundurmalı
c) notları ve görsel malzemesi çok net ve okunaklı olmalı

Pratik yapma

Çocuklarınıza, ne kadar pratik yaparlarsa, fikirlerini o kadar iyi savunabileceklerini anlatın. Kendilerini engelleyen fiziksel bir neden olmadıkça, herkesin konuşma sanatını öğrenebileceğini anlatın.

Sizlerin de, pratik yapma konusunda şunları bilmeniz gerekir:

a) Yapılan iş ne kadar eğlenceli olursa, çocuklarınız da o kadar çok şey öğrenecektir.

b) Ne kadar erken yaşta başlarsanız, bu hem sizin için, hem de onlar için o kadar kolay olur.

İletişim Becerisi ve Kendini Tanıtabilme

Kendine güvenen insanların gereksinim duyacağı en önemli özelliklerden birisi insanlarla iyi iletişim kurabilmektir. Ancak, maalesef bu beceri doğuştan gelmez, sonradan edinilir. Bu bölümde, çocuklarımızın belli başlı iletişim becerilerinin en önemlilerinden birkaçını çocuklarımızın aktif olarak kullanabilmelerine nasıl yardımcı olabileceğimize bir göz atacağız. Eminim sizler de benim gibi, bu becerileri çocukluğunuzda öğrenmediniz. Eğer öyleyse, neden önce siz bu becerileri edinmeyi denemiyorsunuz? Daha önce de belirttiğim gibi, çocuklarınıza model oluşturmanız, kullanacağınız pek çok yöntemden çok daha etkili olacaktır.

Çocuğunuzun Dış Özgüvenini Geliştirmesine Nasıl Yardım Edebilirsiniz?

Bu bölümde, çocuğunuzun dış özgüven için gereken şu dört önemli niteliği kazanması için çalışacağız:

• iyi iletişim kurabilme
• Kendini iyi tanıtabilme
• Kendini iyi ifade edebilme
• Duygularını kontrol edebilme

Çocuğunuz ileride ıssız bir adada tek başına yaşamayı seçmezse ve onun iç özgüveninden tam olarak yararlanabilmesini istiyorsanız, bu niteliklerin her birini kazanması gerekir.

Çocuğunuzun sizinle ve yakınındaki diğer insanların yardımıyla erken yaşlarda edindiği iç özgüvenin niteliklerinin tersine, yukarıda adı geçen niteliklerin büyük kısmı evin dışında, özellikle de okulda ve medya gibi diğer sosyal öğreti kanalları yoluyla edinilir. Artık, pek çok gelişmiş ülkede iç özgüvenin bu tür niteliklerinin çocuklara kazandırılabilmesi amacıyla öğretmenlerin eğitimine büyük paralar harcanmaktadır. Dolayısıyla çocuğunuz matematik, fizik ve ingilizce derslerinin yanı sıra dinleme, bildiri sunma, eleştirilerle başa çıkma gibi konularda da ders alıyor olabilir.

Duygularının farkına varmasına yardım edin

Çocukların duygularını kontrol edebilmelerini kısmen genleri belirler. Kimi çocuklar tüm duygularını rahatlıkla dışavurabilirken, kimileri duygularını pek ifade edemez. Çocuğun, duygularını ifade şekli ne olursa olsun, iç özgüvenlerinin, duygularının farkında olması çok önemlidir. (Bu, çocuklara duygularını iyi bir şekilde ve uygun bir dille ifade edebilmelerini öğretecektir. Bu konuya 11. Bölümde tekrar değineceğim.)

Çocukların duygularının farkına varmalarının en iyi yollarından biri, önce sizin kendi duygularınızı açmanız ve onunla paylaşmanızdır. (Örneğin, "Sabahtan beri yağmur yağıyor. Bıktım artık. Sen de benim gibi mi düşünüyorsun yoksa senin için farketmiyor mu?")

Bir başka yol ise, sözsüz davranışlarını gözleyip, aşırıya kaçmadan yorumlamanızdır. ("Sesin bana biraz durgun geliyor. Gerçekten bu işi yapmaktan memnun musun?" ya da "Burcu´yla konuşurken kaşların çatıktı. Aranızda ters bir şey mi oldu yoksa bana mı öyle geldi?")

Kendisinin farkına varması için resim, oyun ve tiyatro gibi etkinlikleri kullanın.

Çocuğunuzu tanıyın

Babam her şeyi benim iyiliğim için yaptığını ve beni sevdiğini söylerdi. Hâlâ beni sevdiğine inanamıyorum, beni tanımıyordu ki.

Özgüven Geliştirme Kurslarına katılan bir öğrenci

İşte size özgüven eksikliği sorunu olanlar arasında çok yaygın bir yorum daha. Çocuğumuzu tanımaya çalışmak, hem onu gerçekten sevdiğimizi göstermenin bir yolu, hem de onun kendisini tanıması için uygun olan ortamın hazırlanmasıdır. Kendilerine çok yakın hissettikleri için, ana-babaların çoğu çocuklarını çok yakından tanıdıklarına inanır ve çocuklarının kendilerinin bir kopyası olduğuna dair yanlış bir inanışa kapılır. Ancak, çocuklar ergenlik dönemine girip, gerçek kişiliklerini ortaya koymaya başlayınca, ana babalar "gerçek" çocuklarıyla yüz yüze gelir. Fakat, çocuğun özgüveni çok fazla zarar gördüyse, gerçek benliği hiçbir zaman ortaya çıkamaz.

2. Aşama: İçinizdeki yaralı çocuğu tanıyın

Son alıştırmada, terapi dünyasında adına kişiliğinizin "anababa" denilen kısmı üzerinde çalıştınız. Bu, sadece başkalarının gereksinim ve istekleriyle ilgilenen değil, aynı zamanda onları yöneten ve hükmeden kısmıdır. Şimdi de içinizdeki "çocuk"la ilgili kısmı inceleyelim. Bu terimi, diğer bütün çocuklar gibi, sizin de doğuştan getirdiğiniz ya birtakım "doğal" özellikler:

hazırcevaplık, meraklılık, sezgi, yaratıcılık, şakacılık, maceraperestlik, duyarlılık, güvenilirlik, bencillik,ya da çocukluğunuzun ilk yıllarında içinde büyüdüğünüz çevreye veya gereksinimlerinizin karşılanma (ya da karşılanmama) şekline karşı geliştirdiğiniz uyum özellikleri:

Uyum, boyun eğme, beceriksizlik, ilgi çekme ihtiyacı, daleverecilik, asilik ve korkaklıktır.

Dış dünyayla yeterince temasınız var mı?

Günümüzde pek çok ailede hem annenin, hem de babanın çalışması ve yaşamlarının çok stresli olması, evlerini sığınak gibi görmelerine neden olmaktadır. Diğer taraftan, çocukların bireyi oldukları ailenin, ileride çocukların da bir üyesi olacağı bir dünyadan kopuk olmaması gerekir.

Kendinize şu soruları sorun:

- Aileniz toplumla dostluk ve işbirliği içinde yaşama konusunda çocuklarınıza yeterli ve iyi bir model oluşturuyor mu?
- Aileniz çocuklarınızın geniş çevrelerini şekillendirmesinde etkin bir rol oynuyor mu?
- Değişik çevrelerden ve yeterli sayıda konuklarınız oluyor mu?
- Ailece evin dışında da yeterince vakit geçiriyor musunuz?

ALIŞTIRMA: Ailenin kontrolü

Bu alıştırmayı varsa, eşinizle yapın. Eşiniz bu konuda istekli değilse, ya da yalnız yaşıyorsanız, alıştırmayı tek başınıza yapabilirsiniz, ancak sonucu mutlaka yakın bir arkadaşınızla tartışın.

Her bir alıştırmayı yaparken, yukarıda ilgili bölümü okumanız gerekebilir.

Her biriniz ailenizin en önemli üç amacını yazın.

Yazdıklarınızı karşılaştırın, tartışın ve ortak bir amaç listesi yazın.

Etkin ve yeterli bir iletişim var mı?

Aileler farklı kuşaklardan oluştuğu için, iletişim konusunun sık sık sorunlara neden olması kaçınılmazdır. Aynı zamanda farklı cinsiyetlerin de birarada bulunması iletişimde sorunlar çıkması riskini daha da arttırır.
Daha önce de değindiğimiz bir başka önemli sorun ise, içimizdeki "otomatik pilotun (içgüdüsel anababa) devreye girip, kontrolümüz dışında sinyaller vermesidir.

Bu nedenle, aile bireylerinin birbirlerine gönderdikleri mesajların doğru anlaşılıp anlaşılmadığını düzenli olarak kontrol edilmesi gerekir. (Bu konunun anababanın en zor sorumluluklarından biri olduğunu düşünüyorum.) Bir kez daha ifade etmek isterim ki, her ailenin ve bu ailelerdeki her bir bireyin iletişim şekli bir diğerininkine benzemez. Kimileri birbirine göndermek istedikleri mesajı çok fazla sözcük kullanarak gönderirken, kimileri daha çok vücut dilini kullanır. Diğerleri eylemleri göz önünde bulundururken, bazıları yazılı dil kullanır. Bu nedenle de, mesajı hem gönderenin, hem de alanın tümü ile anlaması koşulu ile, hiçbir yöntem bir diğerinden daha iyidir demek olası değildir.

Kendine Saygısını Kazandıracak Bir Dil

İşte size çocuklarımıza yüksek sesle söylememiz gereken sözlerden birkaçı. Eğer aynı zamanda, ses tonunuz sevgi doluysa, gülümsüyorsanız, ona sarılıyorsanız, gözleriniz pırıl pırılsa ve heyecandan çığlıklar atıyorsanız, söylediklerinizin etkisi çok daha büyük olacaktır.

Olumlu duygulan paylaşmak
Seni seviyorum
Seninle beraberken çok mutluyum
Seninle oyun oynamaya bayılıyorum
Sana kitap okumak çok hoşuma gidiyor
Yaşamıma ne kadar neşe kattığını biliyor musun?
Bugünü seninle geçirmekten ne kadar mutluyum, biliyor musun?
Sen ...ken ne kadar mutlu oldum biliyor musun?
Sen ...ca ne kadar mutlu oldum anlatamam
... görünce seninle ne kadar gurur duydum anlatamam
Takdir ettiğinizi belirtme
Senin bu ... böyle yapman çok hoşuma gidiyor
Seni seviyorum, çünkü ...
Benim için çok önemlisin, çünkü ...
Senin ...e özel bir yeteneğin var
Bu dünyada senin gibisi yok, çünkü ...
Çok güzel gülümsüyorsun
Ne kadar duygulu şarkı söylüyorsun
Seninle beraberken çok iyi vakit geçiriyorum
Ne kadar yaratıcı gücün var. Şu yaptığına bak
Başkalarını incitmemek için ne kadar çaba harcıyorsun

Saygısını Azaltacak Dil Kullanmamak

Aşağıdaki sözcükleri belki de çok masumane kullanıyorsunuzdur. Fakat unutmayın ki, bu sözcüklere eşlik eden sözsüz bir dil de varsa, işte o zaman kullanılan sözcükler artık aşağılayıcı ve zarar verici olur. (Örneğin, müstehzi bir gülüş, saldırgan bir ses tonu, bıkkınlık ifade eden bir iç çekiş, havaya kalkmış kaşlar, başın ters ters sallanması, vs.)

Etiket
Siz çocuklar...
Senin gibi insanlar...
Şimdiki çocuklar...
Ne kadar tipik bir çocuksun
Ne kadar inatçısın
Şimdi bu giydiklerin mi moda? Ah, şimdiki nesil...
Amatör psikologlar
Ne kadar tembelsin...
Ne kadar düşüncesizsin...
Bebek gibi davranıyorsun
Bence senin sorunun...
Kendini... hissetmiyorsun, sadece ...
Gerçekten bunları söylemek istediğini zannetmiyorum
Sadece sorun çıkarmak için böyle davranıyorsun
Bir dakika şurada oturup, beni dinleyemiyorsun, değil mi?
Bu sana göre bir iş değil
Biliyorum sen böyle ...
Dikkat çekmek istiyorsun
Aman sen deneme
Sen yapamazsın
Söylemek istediği şey
Mesafe koymak
Çocukların her dediğine kulak asma Tamam! Pes ettim. Seni dinlemiyorum
Karşılaştırmak

Sözcüklerinizi çok dikkatli seçin

Bütün anababalar bazen utanç duyacakları şeyler söylerler. Hepimizin dağarcığında içimizdeki içgüdüsel anababaya programlanmış, karşımızdakini ezecek bazı sözcükler vardır. Ancak, elbette söylediklerimize azami dikkati göstererek, bu sözcükleri daha az kullanmayı başarabiliriz. "Bu garip sözcüklerin ne zararı olur ki" diyebilirsiniz, ama bunları her gün işiten bir çocuğun benlik imgesi zarar görebilir.

Aşağıda vereceğim örneklere bir göz atın - hatta sizin sürekli kullandıklarınızı da (sürekli kullandığınız, ama "keşke böyle demeseydim" dedikleriniz) bu listeye ekleyin. Sonra bu listeyi ailenize verin ve bu sözlerden birini kullandığınızda sizi uyarmalarını isteyin. Böylelikle benlik saygılarına zarar verecek bir dil kullanmak yerine, sözcükleri daha dikkatli seçebilir ve gerektiğinde özür dileyebilirsiniz, (ilerideki bölümlerde kendinizi daha iyi ifade edebileceğiniz ve daha yapıcı bir dil kullanabilmeniz için değişik bilgiler bulacaksınız.)

Bırakın güçlü oldukları konularda çocuklarınız size yardım etsinler

Belli bir süre için işsiz güçsüz kalan herkes, başkalarına yardım etme duygusunun ne olduğunu ve benlik duygusu için bunun ne kadar önemli olduğunu bilir. Bir işi kendiniz çok daha çabuk yaptığınız ya da çocukların oyunlarını bozmak istemediğiniz ve bu nedenle onlardan yardım istemediğiniz zaman, bu gerçeği anımsamanızda yarar vardır.

Çocukların yaşamlarında çok sıkıcı ve tatmin olmayacakları pek çok işi yapmaları gerekecektir, ama yine de çocukların size yardım ederek tatmin olmaları mümkündür. Eğer, birine yardım ederken çok özel yeteneklerimizi kullanıyorsak, kendimizi değerli hissetmemiz doğaldır. Örneğin, yaratıcı gücü fazla olan bir çocuğun masayı hazırlamasına ya da odayı dekore etmesine veya bir başka çocuğun bozuk paralarınızı saymasına ya da dolabınızı yeniden düzenlemesine izin verebilirsiniz.

Çocuklarınıza onları ne kadar sevdiğinizi söyleyin

Anababası tarafından sevilen bir çocuk, kendini sevmeyi öğrenir. Bu artık bilinen bir gerçek, ama her terapist, sürekli olarak, değişik nedenlerle, bu çok değerli psikolojik armağandan nasibini almayan insanlarla karşı karşıya gelmektedir. Bu tür insanlardan başka, daha sıklıkla karşılaştığımız pek çok insanın yorumları ise şu doğrultuda olmaktadır:

"35 yaşıma gelinceye kadar babamın beni sevdiğini bilmiyordum. Bunu da üstelik kız kardeşimden öğrendim, babamdan değil."

"Annem herhalde bizleri çok seviyordu, çünkü bizler için hep fedakârlık yapardı. Ama yine de emin değilim, çünkü bunu bize hiçbir zaman ifade etmedi."

Dış özgüven

Dışarıya karşı özgüvenli bir insan izlenimi verebilmesi için, çocuğunuzun aşağıda adı geçen alanlarda beceriler geliştirmesi gerekir:

- İletişim
- Kendini iyi ifade edebilme
- Kendini ortaya koyabilme
- Duygularını kontrol edebilme

En pahalı özel okulların ve en iyi devlet okullarının, bu becerilere okul başarıları kadar önem vermelerinin nedeni, bu özelliklere sahip çocukların ileride sadece iş yaşamında değil, aynı zamanda kişisel ve sosyal yaşamlarında da başarılı olmaları gerektiğine inanmalarıdır.

Şimdi, sırasıyla bu özelliklerin her birinin çocuklarımıza ne gibi yararları olacağını görelim.

İletişim

İletişim konusunda iyi beceriler kazanmış olan bir çocuk şu konularda başanlı olacaktır:

ÇOCUK GELİŞİMİNDEKİ AŞAMALAR

1-2 yaş arası
Dili kullanmaya ve kendini tanımaya başlar.

2-5 yaş arası
Kendisi ve çevresi üstünde kontrol kazanmaya çalışır; anlama ve belleği ile ilgili becerilerini denemeye, duygularını öğrenmeye başlar.

5-11 yaş arası

Çocuğunuzun annesi (ya da) babasıyla iletişimi asla kesmeyin

Boşanan çiftlerin en büyük sorunlarından biri de, eski eşle yapılacak olan görüşmelerdir. Eski eşle görüşmek sevimsiz ve sinir bozucu gelir. Hatta bazı çiftler, boşandıktan sonra bir daha birbirleriyle hiç görüşmezler. Oysa bu durum çocuk açısından son derece zararlıdır. Çocuğunuzun gerek kişilik gelişimi, gerek ihtiyaçları, gerek eğitimi için birbirinizle anne-baba olarak iletişim içinde olmanız gerekir. Unutmayın ki, sizler karı-koca olarak boşandınız, anne-baba olarak değil. Anne-baba olma sanatını, birbirinizden boşanmış da olsanız öğrenmeniz gerekli. Anne-baba olarak çocuğunuzun gelişiminden, yaptıklarından, yaşadıklarından, davranışlarından, arkadaş ilişkilerinden, okul yaşantısından, diğer ebeveynle olan iletişiminden, sorunlarından, başarılarından, kısacası çocuğunuzun hayatıyla ilgili her şeyden haberiniz olmalı. Zaman zaman çocuğunuzla ilgili kararlar almanız gerekecektir. Bu kararları eski eşinizle birlikte almalı, çocuğunuzun yetişmesi ve eğitimiyle ilgili davranışlarda ortak hareket etmelisiniz.

Çocuğunuza babasını kötülemeyin

Terapilere katılan hiçbir anne çocuğuna babasını kötülediğini kabul etmez ama görüşme yaptığım her çocuk, annesinin basını kötülediğini söyler. Çocuğunuza "Baban bizi bırakıp git ti" ya da "Baban çok cimri bir adam" gibi, mutlaka çok net tanımlamalar yapmanız gerekmez. Bir arkadaşınızla telefonda konuşurken ya da bir yakınınızla sohbet ederken, eski eşinizle ilgili söylediğiniz hemen hemen her kelimeyi çocuğunuzun duyabileceğini unutmayın. Çocuklar anne-babalarıyla ilgili konularda çok hassas olduklarından hemen kulak kabartırlar ve dinlerler. Bu konuda çok dikkatli olmanızı öneririm. Ayrıca büyüklerinizi de (anneanne, dede gibi) çocuğun yanında babasıyla ilgili olumsuz konuşmalar yapmaması için uyarın. Ve babasını doğrudan çocuğunuza kötülemeyin. "Baban ilgisiz, baban sorumsuz biri" gibi söylemleriniz özellikle küçük yaş çocuklarını çok olumsuz etkiler. Babası gerçekten olumsuz özelliklere sahip olabilir ama bırakın çocuğunuz babasını zaman içinde tanısın.

Anket

Powered by Drupal - Design by artinet